Aylarca o depoyu izledim. Favorilere ekledim, zaman zaman kaynak koduna baktım, hatta birkaç kez issue açmayı düşündüm. Ama her defasında bir şey beni durdurdu: "Ya yanlış yaparsam?" korkusu. Binlerce yıldızı olan bir projeye ben ne katkı yapabilirim ki? Açık kaynak katkısı ilk deneyim olarak benim seçtiğim şey küçük bir dokümantasyon düzeltmesiydi. Bir fonksiyon açıklamasında yanlış bir parametre adı vardı, fark ettim. İki satır değişiklik. Fork ettim, düzelttim, pull request açtım. Ellerin titriyordu o PR'ı gönderirken. Abartmıyorum, gerçekten titriyordu. İki gün boyunca o PR sayfasını her beş dakikada bir yeniledim. Bir maintainer yorum yaparsa ne olur, reddederlerse ne olur, yanlış bir şey mi söyledim diye düşündüm durdum. Açık kaynak katkısı ilk deneyim olarak bu kadar stresli olacağını beklemiyordum. Sonra bir notification geldi. Maintainer kısa bir mesaj bırakmıştı: "Thanks, merged!" O kadar. İki kelime. Ama o iki kelime bende deprem etkisi yarattı. Gerçekten katkı yapmıştım. Dünyanın bir yerindeki bir proje, benim düzelttiğim satırı artık içinde taşıyordu. O deneyimden sonra cesaretim arttı. Bir sonraki katkım küçük bir bug fix'ti. Ondan sonra yeni bir özellik önerisi. Her PR bir öncekinden biraz daha az korkutucuydu. Açık kaynak katkısı ilk deneyim olarak küçük ve "önemsiz" görünen şeyi seçmem, belki de yaptığım en akıllı hamleydi. Büyük bir şey yapmaya çalışsaydım, muhtemelen yıllarca başlayamayacaktım. Korkuyu atmak için tek yol: göndermek. Mükemmel olmadan, hazır hissetmeden, gözlerin kapalı bile olsa.