Kod yazmak benim için hep yalnız bir aktiviteydi. Kulaklıklar takılı, dünya kapalı, sadece ben ve editör. Bu düzeni bozmak istemiyordum. Sonra ekip liderimiz pair programming yapalım dedi ve bir seçeneğim kalmadı. Pair programming deneyimi ilk kez yaşadığımda en rahatsız edici şey gözetlenme hissiydi. Birisi yanımda oturuyor ve her yazdığımı izliyor. Bir değişken adını yanlış yazdım, hemen orada gördü. Bir döngüyü verimsiz kurdum, yanımdaki arkadaşım bunu fark etti. Normalde bu hataları ben de görürdüm, düzeltirdim, kimse bilmezdi. Şimdi her şey aleniydi. İlk saat boyunca ellerim normalden yavaş hareket etti. Düşüncelerimi sesli paylaşmam gerekiyordu, bu da beni yavaşlatıyordu. "Şimdi şu fonksiyonu yazacağım çünkü..." diye anlatmak tuhaf geldi. Ben genellikle böyle düşünmezdim, sadece yazardım. Pair programming deneyimi ilk kez bu kadar beni açıkta hissettirdi. Ama ikinci saatte bir şey değişmeye başladı. Arkadaşım bir yerde "bekle, bu durumda ne olur?" diye sordu. Düşündüm, cevap veremedim, birlikte araştırdık. O soru beni bir saatlik debugging'den kurtardı. Yalnız çalışsaydım, muhtemelen o hatayı saatler sonra bulacaktım. Pair programming deneyimi benim için bir ayna gibiydi. Kendi düşünce kalıplarımı, varsayımlarımı, hızlı atladığım noktaları birdenbire net gördüm. Rahatsız edici ama dönüştürücü bir deneyim. Artık haftada bir kez bile olsa pair session yapmaya çalışıyorum. Gözetlenme hissi geçiyor, geriye değer kalıyor.