Bir sayfanın büyük kısmı boş. Ortada küçük bir metin ya da görsel. İlk bakışta içerik az, sayfayı doldurmak gerekir gibi bir his uyandırabilir. Ama bu his yanıltıcıdır. Beyaz alan kullanımı, tasarımda güçlü bir araçtır; kaçınılması gereken bir hata değil. Beyaz alan kullanımı (ya da "negatif alan") tasarımda doldurmaya gerek duyulmayan alanları kasıtlı olarak boş bırakmak anlamına gelir. Bu boşluk mutlaka beyaz olmak zorunda değildir; gri, siyah ya da herhangi bir arka plan rengi olabilir. Kavram, dolulukla değil boşlukla ilgilidir. Beyaz alan kullanımının en temel işlevi göz yönlendirmektir. Göz, doldurucu bir tasarımda neye bakacağını bilemez. Her unsur dikkat çekmeye çalışıyorsa hiçbiri çekmiyor demektir. Beyaz alan, önemli unsuru izole ederek ona önem verir. Bir cümle sayfanın ortasında yapayalnız duruyorsa, okuyucu o cümleye odaklanır. Beyaz alan kullanımı şu amaçlarla uygulanır: **Okunabilirlik:** Metinler arasındaki satır aralıkları, kenar boşlukları ve paragraf boşlukları, bunların hepsi beyaz alan. Bu boşluklar olmadan uzun bir metin okumak yorucu olurdu. **Gruplandırma:** Birbiriyle ilgili unsurlar birbirine yakın, ilgisizler ise uzak yerleştirilir. Bu "Gestalt yakınlık ilkesi" olarak bilinir. Beyaz alan bu gruplandırmayı görsel olarak netleştirir. **Lüks ve premium his:** Pahalı marka iletişimlerinde beyaz alanın bol kullanıldığını fark edersiniz. Boşluk özgüven ifadesidir; her şeyi gösterme ihtiyacı duymamak. **Hiyerarşi:** Başlık ile gövde metni arasındaki boşluk, okuyucuya bunların farklı önem seviyelerinde olduğunu söyler. Beyaz alan kullanımına karşı en sık duyulan itiraz şudur: "Yer boş kalıyor, daha fazla içerik ekleyelim." Bu yaklaşım çoğunlukla tasarımı daha kötü yapar. Boş alan, tasarımcının cesaretinin göstergesidir.