Anlatı zamanı Proust'ta, klasik kronolojik anlatının yerini kişisel belleğin yeniden inşa mantığı alır. Gérard Genette'in narratoloji terminolojisiyle değerlendirildiğinde, "Kayıp Zamanın İzinde" sürekli bir analepsis (geriye dönüş) ve prolepsis (öne alma) örüntüsüdür; hikaye zamanı ile anlatı zamanı arasındaki mesafe yapısal bir ilke olarak işler. Genette, söz konusu yapıyı incelerken "ordre" (sıra), "durée" (süre) ve "fréquence" (sıklık) kavramlarını kullanır. Proust'ta sıra sistematik olarak ihlal edilir; Marcel'in çocukluk anıları, onlardan çok sonraki bir anlatı konumundan aktarılır. Süre meselesi ise çarpıcı biçimde manipüle edilmiştir: birkaç dakikalık bir deneyim, örneğin petit madeleine'nin çayda ıslatılması, yüzlerce sayfalık bir anlatıya yayılırken, yıllar tek bir paragrafta geçilebilir. Bu süre manipülasyonu, sözde nesnel kronolojiyi reddederek deneyimin öznel ağırlığını merkeze taşır. Anlatı zamanı Proust açısından ele alınırken involontaire mémoire (istemsiz bellek) kavramının yapısal işlevi atlanamaz. Bir duyu algısı, koku, tat, ses, geçmişin bütünüyle yeniden yaşanmasına aracılık eder. Bu an, yalnızca kronolojik bir geri dönüş değil, zamanın çözülmesidir: geçmiş ile şimdi iç içe geçer. Anlatı zamanı bu noktada klasik aristotelyen zaman anlayışından kopar; zaman artık bir ölçüm birimi değil, bilinç içeriğidir. Proust'un zamansal yapısıyla yakından ilgili bir teknik de iteratif (tekrarlamalı) anlatıdır. "Her Pazar akşamı..." gibi ifadeler, biri değil pek çok benzer olayı tek bir anlatıyla temsil eder. Bu yöntem, geçmişin sahip olduğu alışkanlık ve ritim dokusunu dile getirir; bireysel anın özgünlüğünden çok varoluşun tekrarlanabilirliğini kaydeder. Bir diğer boyut, anlatıcının konumudur. Marcel hem anlatı zamanının her noktasında deneyimleyen biri hem de geriye dönük yorumlayan biri olarak işlev görür. Bu çift konum, anlatıda sürekli bir zaman katmanlaşmasına yol açar; deneyim anı, yazım anı ve okuma anı birbirinin üzerine yığılır. Edebiyat teorisinde bu yapı heterodiegetik düzlemlerle değil, homodiegetik anlatıcının zamansal perspektif kaymasıyla açıklanır. Proust bu kaymaları kasıtlı belirsizlikte bırakır; hangi "şimdi"de olunduğu çoğu zaman netleşmez.