Lüks moda kalite ilişkisi, sektörün en titizlikle korunan gizemlerinden biridir. Markanın logosu, deri dikişin mükemmelliğinin önüne geçtiğinde ne olur? Bu soruyu sormak, lüks modanın duvarlarını sarstığı için pek az yerde yüksek sesle dile getirilmektedir. Lüks moda kalite meselesinin en somut boyutu üretim coğrafyasında gizlidir. 'Made in Italy' etiketi taşıyan ürünlerin büyük bölümü, İtalyan değil Çin kökenli hammaddelerden üretilmekte ve son aşamada İtalya'ya getirilerek dikilmektedir. Bu yasal ama yanıltıcı bir pratiktir. Tüketici, 'İtalyan zanaatı' imgesine para ödemektedir; oysa ödediği şeyin büyük kısmı marka prestijine aittir. Dayanıklılık testleri de sorgulanmayı hak etmektedir. Bazı üst segment markalara ait çantalar, orta segmentteki muadilleriyle karşılaştırıldığında yıpranma açısından kayda değer bir üstünlük sergileyememektedir. Fiyatın katları aşan marjı karşılayan, nesnenin ömrü değil; elde taşınmanın yarattığı statü sinyalidir. Bu durum tamamen bir aldatmaca anlamına gelmiyor. Ancak lüks moda kalite iddiasını bağımsız malzeme analizleriyle destekleyemeyen markaların tüketiciden 'körü körüne güven' beklediği de bir gerçektir. Bilinçli bir alıcı olarak şunu sormak mantıklıdır: Fiyat farkı somut dayanıklılık, malzeme kalitesi ve işçilik üstünlüğünde mi yansıtılıyor, yoksa yalnızca amblem değeriyle mi açıklanıyor? Bu soruya verilen yanıt, tercihlerinizi daha sağlam temellere oturtacaktır.