Ozon tabakası toparlanma süreci, bilim insanlarının öngördüğünden daha yavaş ilerlediği raporlanıyor. Atmosferi izleyen uluslararası gözlem ağlarından derlenen son veriler, Antarktika üzerindeki ozon delindinin kapanma hızının 2010'ların ortasında tahmin edilen seviyelerin altında kaldığını gösteriyor. Ozon tabakası toparlanma süreci, 1987 yılında imzalanan Montreal Protokolü'nün en önemli çevresel başarısı olarak uzun süre sunulmuştu. Ozon tüketen maddelerin üretiminin ve kullanımının aşamalı biçimde yasaklanmasıyla birlikte tabakadaki incelmede gözle görülür bir yavaşlama sağlandı. Ancak yeni ölçümler, iyileşmenin sanıldığından karmaşık bir süreç olduğuna işaret ediyor. Bilim insanları bu yavaşlamanın birden fazla nedeni olduğunu açıklıyor. Ozon tabakası toparlanma hızını etkileyen etkenler arasında stratosferdeki sıcaklık değişimleri, beklenmedik klor bileşiği emisyonları ve iklim değişikliğinin atmosferik dolaşım üzerindeki etkileri sayılıyor. Kimi çalışmalar, yasaklanmasına karşın bazı bölgelerde kloroflorokarbon türevi bileşiklerin atmosfere karışmaya devam ettiğine dair bulgular içeriyor. Son model güncellemelerine göre ozon tabakasının 1980 öncesi düzeylerine dönmesi yaklaşık 2065-2075 yıllarını bulabilir; bu tahmin, önceki çalışmalardaki iyimser projeksiyonların yaklaşık on yıl ilerisine denk geliyor. Güney Yarımküre'deki iyileşme Kuzey Yarımküre'ye kıyasla daha belirgin olmaya devam etse de beklenen hızda gerçekleşmiyor. Uzmanlar, Montreal Protokolü'nün temel başarısını sorgulamadan bu gecikmelerin anlaşılmasının önemli olduğunu belirtiyor. Protokol olmasaydı ozon kaybının çok daha dramatik boyutlara ulaşacağı vurgulanıyor. Yine de yeni veriler, yasaklı madde emisyonlarının denetiminin sıkılaştırılması ve iklim-ozon etkileşimlerinin daha kapsamlı modellenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.