Varsayılan mod ağı yaratıcılık ilişkisi, beyin görüntüleme tekniklerinin gelişimiyle birlikte keşfedilmiş ve nörobilimin en ilgi çekici araştırma gündemlerinden birini oluşturmuştur. Aktif bir görev üstlenmediğimizde, göz kapalı dinlenirken ya da zihni dağıtıcı rutin işler yaparken, aslında beynin özel bir bölge ağı güçlü biçimde devreye girmektedir. Varsayılan mod ağı (Default Mode Network, DMN), medial prefrontal korteks, posterior singulat korteks, lateral temporal korteks ve hipokampal yapıları kapsayan dağınık ama organize bir sinir ağıdır. Başlangıçta bu ağın yalnızca "dinlenme aktivitesi" yansıttığı düşünülmekteydi; ancak izleyen araştırmalar DMN'nin aslında son derece aktif ve işlevsel bir koordinasyon sürecini yürüttüğünü ortaya koymuştur: Geçmiş deneyimlere ilişkin prospektif düşünce, benlik referanslı işleme, başkalarının zihinsel durumlarını modelleme ve yaratıcı kombinasyon. Varsayılan mod ağı yaratıcılık bağlantısı en güçlü biçimde hiperbolik dönemler ve ilham anlarında açığa çıkmaktadır. Deneysel çalışmalar, yaratıcı ıraksak düşünce görevleri sırasında hem DMN'nin hem de yürütücü kontrol ağının eş zamanlı aktivasyonunun görüldüğünü göstermiştir. Normalde bu iki ağ ters korelasyon gösterir, biri aktifleştiğinde diğeri baskılanır. Yaratıcı bireyler ve yaratıcı anlarda ise bu karşıtlık kısmen ortadan kalkmaktadır; iki ağın koordinasyonu alışılmadık biçimde yüksektir. Dinlenme ve inkübasyon meselesinde nörobilim, uzun süredir gözlemlenen "köşede düşünme" fenomenini açıklama kapasitesi taşımaktadır. Çözülemeyen bir problem üzerinde yoğun çalışmanın ardından dikkati uzaklaştırmak, DMN'nin arka planda serbest çağrışım işlemlerini sürdürmesine olanak tanır. Bu süreç bilinçli çabanın kesip atmadığı uzak bağlantıları kurar; inkübasyon süresi sonunda ani çözüm deneyimi (Aha! momenti) bu sürecin yüzey bilinç katmanına yansımasıdır. Uyku bu süreçte özel bir yere sahiptir. REM uykusunun yaratıcı problem çözmeye olan katkısı, hem davranışsal hem de nörobilimsel çalışmalarla desteklenmiştir. REM döneminde hipokampal, kortikal diyalog yoğunlaşır ve günün deneyimleri uzak kavramsal bağlamlarla ilişkilendirilerek işlenir. Bu mekanizma, "üzerine uyumak" deyiminin biyolojik karşılığını oluşturmaktadır. Varsayılan mod ağı yaratıcılık bulgularının pratik yansıması, yoğun üretkenlik kavramına dair yeniden bir değerlendirme gerektirmektedir. Kesintisiz odaklı çalışmanın maksimum çıktıyla eşdeğer tutulduğu çalışma anlayışı, DMN'nin yaratıcı konsolidasyon süreçlerine katkısını görmezden gelir. Yapısal ara dinlenmeler, uykuya verilen önem ve zihni farklı yönde meşgul eden etkinlikler; üretkenlik kaybı değil, yaratıcı çıktının biyolojik altyapısını koruma stratejisi olarak konumlandırılabilir.