Denklem çözme hataları konusunda dürüst olmak gerekirse, en çok yaptığım hatalar en basit olanlardı. Karmaşık adımlar doğruydu, ama işaret hataları, yanlış taşıma, küçük aritmetik sürçmeler, bunlar yıkıcıydı. Bir sınav kağıdını hatırlıyorum. Her adımı doğruydu, süreç kusursuzdu, son satırda yanlış işaret vardı. Eksi artı olması gerekiyordu ya da tersi. Büyük bir çalışmanın son anında, dikkat dağılmasından gelen bir hata. O sınav sonucu uzun süre aklımda kaldı. Denklem çözme hataları için bir süre sonra alışkanlık geliştirdim: Her adımı bir satır aşağıya yazmak, aralarına boşluk bırakmak. Sıkışık yazdığımda adımları birbirinden ayırt etmek güçleşiyordu. Geniş alanlar, temiz satırlar. Bir öğretmenim şunu söylemişti: "Birinin çalışmanızı okuyabileceğini düşünerek yazın." O zamanlar anlamadım. Kendi kendime yazıyorum zaten, neden başkası için yazsın ki? Ama aslında kendi gözleriniz de zamanla okuyucu haline geliyor. On dakika önce yazdığınıza bakarken yabancı bir gözle bakıyorsunuz. Denklem çözme hataları zamanla azaldı. Hem alışkanlıkla hem de dikkat nereye gittiğini anlamakla. Zihin aynı anda iki işlem yaparken hata oranı artıyor. Formülü düşünürken aritmetiği yaparsanız, ikisinden birini kaçırıyorsunuz. O küçük hatalar beni hem hayal kırıklığına uğrattı hem de öğretti. Hata yapmak bir eksiklik değil, sürecin parçası. Asıl öğrenme, hangi tür hataları tekrar ettiğinizi fark etmekte.