Tutkunuzu takip edin eleştirisi, kariyer tavsiyesinin en popüler söylemlerinden birine doğrudan itiraz ediyor. Bu tavsiye yüzeysel bakıldığında ilham verici; derinlemesine incelendiğinde ise birçok sorun barındırıyor. "Tutkunun peşinden git" kariyer anlatısı, doğru işi bulduğunuzda hem başarılı hem mutlu olacağınızı ima eder. Ve bu imada çekici bir şey var: İş, bir yük değil bir zevk olabilir. Ancak tutkunuzu takip edin eleştirisi bu anlatının birkaç temel sorununu gün yüzüne çıkarıyor. Birincilik sorunu: Tutku önceden hazır değil. Araştırmacı Cal Newport'un kapsamlı kariyer çalışmalarında ortaya koyduğu gibi, çoğu insan önceden "kaderinde olan" bir tutkuya sahip değil. Tutkular, ilgi alanları geliştikçe ve yetkinlik kazanıldıkça ortaya çıkıyor. "Önce bul, sonra takip et" modeli, tutkunu ararken geçirilen boşluk dönemlerini açıklamıyor. İkinci sorun: Tutku gelir güvencesi sağlamıyor. Birinin tutkusunun iş piyasasında talep görmesi garanti değil. Müzik, yazarlık, resim gibi alanlarda kariyer kurmak hem yetenek hem de piyasa koşullarını gerektiriyor. Tutkunu takip et söylemi, bu gerçekleri es geçer. Üçüncü sorun: Başlangıç noktaları eşit değil. Tutkunun peşinden gidebilmek, hem maddi güvence hem sosyal destek hem de belirli bir risk toleransı gerektiriyor. Bu koşullara sahip olmayanlar için tavsiye uygulanamaz ya da zarar verici olabilir. Dördüncü sorun: İşten anlam çıkarmanın başka yolları var. Çalışma psikolojisi araştırmaları, iş tatmininin tutku eşleşmesinden çok özerklik, yetkinlik, bağlantı ve anlam faktörleriyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu faktörler, pek çok farklı alanda inşa edilebilir; bunun için "kaderinde olan tutkuyu" bulmaya gerek yok. Tutkunuzu takip edin tavsiyesi, bazı insanlar için bazı koşullarda doğru yönlendirme sunabilir. Ama bunu evrensel bir kariyer formülü olarak sunmak hem yanıltıcı hem de dışlayıcıdır.