Perde arkası tiyatro deneyimini anlatmak istiyorum çünkü seyircinin görmediği bu dünya benim için her zaman en gerçek olanı oldu. Perde arkası tiyatro sahnesi şöyle: gösteri başlamadan bir saat önce herkes kendi köşesindedir. Biri sessizce metin okuyor, biri ısınma egzersizleri yapıyor, biri makyöze giriyor. Kostüm sorumlusu koşuyor, sahne direktörü kulaklıkla konuşuyor. Bir düzensizlik var ama bu düzensizlik organize. Perde arkasında öğrendiğim ilk şey: gösteri provadan çok önce başlar. Sahneye çıktığınızda hazırlık ya tamam ya değil. Perde arkası tiyatroda sahne öncesi ritüellerin önemi büyük; bunlar odaklanmayı sağlıyor. İkinci şey: ekip ruhu perde arkasında kurulur. Sahnede birlikte durursunuz ama perde arkasında birlikte beklersiniz. Bu bekleme paylaşımlı bir deneyim. Birinin şakası herkesi sakinleştirir, birinin gerginliği herkese geçer. Perde arkası tiyatronun benim için en değerli anı perde kapanınca yaşanır. Sahneden çıkan oyuncular sevinç ya da hayal kırıklığıyla döner. İki duygu da perde arkasında eşit karşılanır. Bu kabul önemli. Seyirci alkışları dışarıdan duyulur, perde arkasında o ses farklı gelir. Daha yakın, daha gerçek. Perde arkası tiyatro bana şunu öğretti: görünmeyenin değeri çoğu zaman görünenden büyük.