Teleskopla Ay gözlemi yapmak istediğimden beri uzun zaman geçmişti. Küçük bir refraktör teleskop aldım, balkona kurdum ve beklemeye başladım. Ay yarım dolumdaydı, bu aslında tam ay gözlemi için daha iyi, çünkü gölgeler kraterleri belirginleştiriyor. Teleskopu yavaşça Ay'a yönelttim. Odaklama vidalarını döndürdüm. Bulanık beyaz leke netleşmeye başladı. Teleskopla Ay gözleminin o anı anlatamazsınız birinin tam anladığı şekilde. Birden yuvarlak bir disk değildi, kütleydi. Kraterler, sırtlar, düzlükler. Işıkla gölgenin kesiştiği çizgide dağlar uzun gölgeler döküyordu. Bu fotoğrafta görmek farklı, teleskop okülerine gözünüzü koyup kendiniz görmek bambaşka bir şey. Bir süre baktım. Hiç hareket etmeden baktım. Sonra Ay yavaşça mercekten kayıp gitti, Dünya dönüyor ve teleskop sabit tutulmaz. Teleskopu tekrar ayarladım. Tekrar baktım. Teleskopla Ay gözlemi benim için uzay merakının somut bir noktaya ulaşmasıydı. "Uzakta bir şey var" değil, "orada duran bir şeyi görüyorum" hissiydi. Kraterlerin adlarını sonradan öğrendim, Tycho, Copernicus, Clavius. O gece sadece isimler değil; gerçek, boyutlu, üç boyutlu yapılardı. Balkonda o gece uzun süre kaldım. Soğudu havalar. İçeri girmek istemedim.