Bisiklet diz sağlığı ilişkisi çoğunlukla merak konusu. Özellikle diz ağrısı yaşayanlar ya da ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecindekiler bu soruyu sıkça soruyor. Cevap büyük ölçüde "evet, ama doğru yapıldığında" şeklinde. Bisiklet, düşük darbeli (low-impact) bir egzersiz. Koşu ya da futbolun aksine her adımda dize gelen şok yoktur. Bu özellik onu özellikle kıkırdak hasarı ya da osteoartrit olan kişiler için uygun bir seçenek yapıyor. Eklemler hareket ediyor, kaslar çalışıyor ama aşırı yük binmiyor. Bisiklet diz sağlığına katkı sağlamasının temel mekanizması diz çevresi kaslarını güçlendirmesinde. Kuadriseps (uyluğun ön kasları) ve hamstring kasları pedal çevirirken çalışıyor. Bu kaslar dizi desteklediği için güçlenmeleri eklem üzerindeki baskıyı azaltıyor. Ama burada kritik bir nokta var: sele yüksekliği. Yanlış sele ayarı bisiklet diz sağlığı faydalarını tersine çevirebiliyor. Sele çok alçaksa diz fazla bükülerek yük biniyor; çok yüksekse pedalın alt noktasında bacak tamamen açılıyor ve bu da farklı bir yük oluşturuyor. İdeal ayarda pedal tam altta iken dizde hafif bir bükülme (yaklaşık 25-30 derece) olmalı. Zorluk kademesi de önemli. Düz zeminde orta dirençle pedal çevirmek en güvenli başlangıç. Çok ağır vites ya da sert çıkışlar dize aşırı yük bindiriyor. Diz protezi sonrası dönemde dahi bisiklet fizyoterapistler tarafından tavsiye ediliyor. Tabii ki doktora danışmadan başlamamak gerekiyor; ama genel tablo bisiklet diz sağlığı açısından olumlu bir tablo.