Şeker kesme deneyimim, bir doktor tavsiyesiyle değil, bir sabah aynada durup "neden bu kadar yorgun görünüyorum" diye sorarak başladı. Uyku düzenim iyiydi, çalışma saatlerim dengeli sayılırdı. Ama yüzüm yorgundu, enerjim düşüktü ve her gün öğleden sonra bir çöküş yaşıyordum. Bir arkadaşım şekeri bıraktığından beri farklı hissettiğini söylemişti. Denemedim diyeceksen doğru bir şey söylemiyorum, gerçekten çok defalarca vazgeçtim. Ama bir dönem ciddi aldım. Şeker kesme deneyiminin ilk üç günü beklenmedik derecede zordu. Baş ağrısı, sinirlilik, konsantrasyon güçlüğü. Bunların bir kısmının gerçek yoksunluk, bir kısmının alışkanlığın kırılması olduğunu sonradan anladım. Öğleden sonra o alışılagelen çekidirme geliyordu, ama şeker yoktu. Birinci haftanın sonunda uyku kalitem değişti. Bu beklenmedikti. Daha derin uyudum, daha zinde uyandım. İkinci haftada öğleden sonraki çöküş azaldı, tamamen geçmedi, ama seviyelendi. En çok şaşırdığım şey, damak alışkanlığının değişmesiydi. Şeker kesme deneyiminin üçüncü haftasında, bir meyveyi yediğimde "tatlı" geldi, daha önce fark etmediğim bir tatlılık. Sanki reseptörler yeniden kalibre olmuştu. İki ayın sonunda her şeyi kestim mi? Hayır. Ama işlenmiş gıdayı ve eklenmiş şekeri çok azalttım. Bu küçük değişiklik, daha büyük bir şeyi öğretti bana: Ne yediğim, nasıl hissettiğimi doğrudan etkiliyor. Ve bunu gördükten sonra, o paket atıştırmalık biraz farklı görünüyor.