Otomatik mod fotoğrafçılık tartışması, bir kimlik sorusundan çok bir anlayış sorusudur. Çevrelerde zaman zaman duyulan "manuel modda çekmiyorsan fotoğrafçı değilsin" yorumu hem haksız hem de üretken değildir. Fakat otomatik modun sınırlarını anlamak, her fotoğrafçı için gerçekten faydalıdır. Otomatik mod fotoğrafçılık ilişkisini değerlendirmek için otomatik modun ne yaptığını anlamak gerekir. Kameranın otomatiği enstantane süresini, diyafram açıklığını ve ISO değerini sahnedeki ışığa göre belirler. Bu hesaplama iyi yazılmış algoritmalar sayesinde çoğu günlük sahnede yeterli sonuç üretir. Fotoğrafçının görevi kompozisyon, zamanlama ve konuya yaklaşmak olduğunda otomatik mod işlevseldir. Otomatik mod fotoğrafçılık sorununu şu açıdan ele almak daha verimlidir: otomatik mod kameranın hedefini değil, genellikle doğru pozlamayı yakalar. Bu iki şey her zaman aynı değildir. Sanatçı kasıtlı aşırı pozlama veya kasıtlı hareketi bulanıklık isteyebilir; bunu otomatik moda yaptıramazsınız. Gece sahnelerinde, parlak kar üzerinde, arka ışıklı portrelerde otomatik mod yanılır çünkü kamera sahnedeki ortalama tonlamayı hedefler. Bu nedenle otomatik modu anlamak, sadece manuel kullanmak için değil, otomatiğin ne zaman yanılacağını tahmin etmek için de değerlidir. Otomatik modun sınırlarını bilen bir fotoğrafçı, manuel müdahale zamanını doğru seçer. Fotoğrafçılığın özü teknik kontrol değil, görselleştirme, anlatı ve zamanlamadır. Manuel mod bu kontrolü verir; fakat kontrol sonuç değil araçtır. Otomatik mod kullanan biri de anlamlı, güçlü fotoğraflar üretebilir.