365 gün fotoğraf projesi fikri kulağa sıradan geliyor. "Her gün aynı yeri fotoğrafla", ne kadar zor olabilir ki? Çok zor olduğunu dördüncü ayda anladım. Seçtiğim yer evimin penceresinden görünen eski bir duvar ve önündeki ağaçtı. Basit, değişmeyen bir sahne gibi görünüyordu. Ama bir yıl boyunca her gün o yere bakmak beni gördüğüm şeyi değiştirdi. Ilk ay düz resimler çıkardı, aynı açı, aynı pozlama, aynı gün içi anı. İkinci ay farklı saatlerde denemeye başladım. Sabah ışığı duvarı tamamen farklı renge boyuyordu. Öğleden sonra gölgeler değişiyordu, ağacın silueti farklı düşüyordu. 365 gün fotoğraf projesi sürecinde mevsim geçişi beni en çok şaşırtandı. Mart'ta ağaç çıplaktı, Mayıs'ta kaplı, Ağustos'ta ağır, Kasım'da sarkık. Aynı ağaç, aynı duvar, ama her çerçeve farklı bir his taşıdı. Yıl sonunda fotoğrafları bir zaman çizelgesine dizdim. İzlemek garip bir deneyimdi. Kışın gri ve sert olan sahne baharla yumuşuyor, yaz sıcağında renkleri parlıyor, sonbaharda altın bir tona bürünüyordu. Bir fotoğrafçı olarak bu projenin bana verdiği tek şey teknik beceri değil, gözlemek. Aynı yere bakmaya devam etmek, farklı görmeyi öğretiyor. Bu kulağa basit geliyor ama pratikte nadiren yapılan bir şey.