Renk körü testi kişisel deneyim diye bir şey yaşayacağımı hiç beklemiyordum. Bir arkadaşım "şunu bir dene" diye bir test linki attı. Renk körü olup olmadığını kontrol eden, içinde sayıların gizlendiği renkli daireler olan bir test. Birkaç soruyu kolayca geçtim. Sonra biri geldi ve bir şey görmedim. Daire vardı, renkler vardı ama içindeki sayıyı göremedim. Yeniden baktım. Yoktu. Sayfayı kaydırdım, arkadaşıma baktım. "Orada 12 yazıyor" dedi. Göremedim. Renk körü testi kişisel deneyimi beni önce şaşırttı. Ben renkleri görüyordum. Kırmızı kırmızıydı, yeşil yeşildi. Ama bu test kırmızı ile yeşilin belirli tonlarını birbirinden ayırt etmenin ne kadar zor olabileceğini gösterdi. Tam renk körü değilim, testler bir renk algısı güçlüğü işaret etti sadece. Bu bir sürprizdi çünkü hiç fark etmemiştim. Onlarca yıl boyunca bütün renkleri "normal" gördüm. Ama normal görme diye bir standart yok aslında. Herkesin renk algısı biraz farklı ve o farklılık çoğunlukla fark edilmiyor. Araştırdım. Renk körü testi kişisel deneyimimin arkasındaki biyoloji ilgi çekici. Gözün içindeki koni hücrelerinin farklı dalga boylarına tepki vermesi renk algısını belirliyor. Koni hücrelerindeki genetik farklılıklar renk algısında değişimlere yol açıyor. Bu durum nüfusun önemli bir bölümünde görülüyor, pek çoğu farkında değil. O günden sonra tasarım konularına bakışım değişti. Renk seçimi neden bu kadar özenli yapılmalıdır, kontrastlar neden kritiktir sorularını artık soyut olarak değil, kendi deneyimimden somutlaştırarak anlıyorum. Kırmızı-yeşil kombinasyonu neden sorunlu, çünkü benim gibi renk algısı farklı olan kişiler için o iki renk yeterince ayrışmıyor. Bir test, insanın kendi görüşüne ne kadar güvensiz olması gerektiğini öğretti.