Networkleme miti, kariyer tavsiyesinin en çok tekrarlanan ama en az sorgulananan öncüllerinden birini oluşturuyor. "Başarılı olmak istiyorsan ağını genişlet" mesajı, artık neredeyse bir kariyer dogması hâline gelmiş durumda. Bağlantı kurma, tanışma etkinliklerine katılma, profesyonel platform profillerini aktif tutma, doğru insanlara ulaşma, networkleme kültürü tüm bunları kariyer başarısının olmazsa olmaz koşulları olarak sunuyor. Networkleme miti bu noktada bazı önemli soruları görmezden geliyor. Birincilik sorunu: Zayıf bağlar teorisinin aşırı yorumlanması. Sosyolog Mark Granovetter'in zayıf bağlar araştırması, iş fırsatlarının çoğunlukla yakın çevre değil, uzak tanışlar aracılığıyla bulunduğunu gösteriyor. Bu bulgu değerli. Ama bu araştırma, ağı genişletmenin kariyer başarısının birincil belirleyicisi olduğunu söylemiyor. İkinci sorun: Nedensellik yönü. Başarılı insanların geniş ağları var. Ama bu, geniş ağ kurarak başarılı olunduğunu değil, başarılı insanların geniş ağ çektiğini de ifade edebilir. Nedensellik yönü çoğunlukla tersine çevrilmiş. Üçüncü sorun: Yetkinlik önce gelir. Araştırmalar, gerçek kariyer ilerlemenin networkleme aktivitesinden çok somut yetkinlikler, özgün katkılar ve gerçek değer üretimiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Ağ, değer üretmeye başladıktan sonra büyür; değer üretmenin önkoşulu değil. Dördüncü sorun: Sosyal sermaye eşitsizliği. Belirli toplumsal çevrelere, kurumsal ağlara ve sosyal ortamlara doğal erişim, herkes için eşit değil. Networkleme tavsiyesi bu eşitsizliği görmezden gelir. Bağlantı kurmak için doğru ortamlara girebilmek, zaten belirli bir ayrıcalık gerektiriyor. Beşinci sorun: Yanlış networkleme bedeli. "Networkleme toplantılarına git" tavsiyesi, bu toplantıların büyük bölümünün düşük değerli, zaman alıcı ve çoğunlukla işlevsiz olduğunu söylemiyor. Yanlış ağa harcanan zaman ve enerji, yetkinlik geliştirmekten çalınan zaman. Networkleme miti, bağlantının hiç değeri olmadığını söylemez. Doğru bağlantılar kariyer açısından gerçekten fark yaratabilir. Ama bunu her şeyin üstünde tutan anlatı, hem yanıltıcı hem de dışlayıcı bir kariyer ideolojisi üretiyor.