Design pattern aşırı kullanımı, yazılım geliştirme dünyasının en az konuşulan fakat en çok yaşanan antipatternlarından biridir. "Gang of Four" kitabı yazıldığından bu yana tasarım kalıpları, deneyim sembolü hâline geldi. Bir kod tabanına Singleton, Factory, Observer, Strategy ve Decorator kalıplarını bir arada sığdırmak, mühendislik olgunluğunun işareti sayıldı. Bu algı tersine döndürülmeli. Design pattern aşırı kullanımı şu mekanizmayla zarar verir: kalıplar problem çözme araçlarıdır, hedef değil. Belirli bir sorun bağlamında ortaya çıkan bir kalıbı, o bağlam yokken uygulamak gereksiz soyutlama ve gereksiz karmaşıklık üretir. Yazılım mühendisliğinde bu duruma "accidental complexity" denir, soruna özgü değil, çözümün kendisinin yarattığı karmaşıklık. Somut bir örnek üzerinden gidersek: her veri erişim katmanına Repository pattern uygulamak yaygındır. Repository, veritabanı bağımsızlığı sağlar ve test edilebilirliği artırır. Fakat uygulamanın tek bir veritabanı kullandığı, onu değiştirme planının olmadığı ve testlerin zaten entegrasyon seviyesinde çalıştığı durumda bu katman sadece kod kalabalığı üretir. Kalıbın vaadi gerçekleşmez; fatura ise her bakım döngüsünde ödenir. Design pattern aşırı kullanımının organizasyonel nedenleri de var. Kod incelemeleri sırasında "neden kalıp kullanmadın" sorusu, "neden bu kalıp gerekliydi" sorusundan daha sık sorulur. Kıdemlilik göstergesi olarak kalıp bilgisi öne çıkarıldığında, geliştiriciler gerekliliğini sorgulamadan kalıpları uygular. Alternatif yaklaşım: kodu sade tut, tekrar ortaya çıkana kadar soyutlama. Martin Fowler'ın deyimiyle "ilk defa yaz, ikinci defa fark et, üçüncü defa soyutla." Bu disiplin, kalıpların gerçekten ihtiyaç duyulduğunda devreye girmesini sağlar, önceden değil.