Anne sütü verememe suçluluk döngüsü, emzirmeyi başaramayan annelerin maruz kaldığı en yıkıcı sosyal baskılardan birini oluşturur. "Breast is best" mesajı doğru bir halk sağlığı hedefiyle ortaya çıkmış olsa da uygulamada bireysel yargılamaya dönüşmüştür. Anne sütü verememe suçluluk duygusunun nereden beslendiğini anlamak için bu söylemin arkasındaki gerçekliği görmek gerekir. Anne sütünün önemi tartışma götürmez; ancak emzirme her zaman mümkün ya da yeterli olmayabilir. Anatomik nedenler, ilaç kullanımı, hormonal sorunlar, yetersiz süt üretimi veya annenin fiziksel ya da ruhsal sağlık durumu bu engellerin yalnızca bir kısmıdır. Bunların hiçbiri annenin yetersizliğini değil, bedensel gerçeklikleri yansıtır. Öte yandan emzirme başarısı büyük ölçüde sistemik destekle ilişkilidir. Laktasyon danışmanına erişim, iş yerinde emzirme odası, doğum sonrası yeterli dinlenme hakkı... Bu koşullar bir çok kadın için mevcut değildir. Anne sütü verememe suçluluğu bireysel bir başarısızlık olarak çerçevelendiğinde yapısal sorunlar görünmez hale gelir. Formülün güvenli bir alternatif olduğunu söylemek de gereklidir. Modern formüller, bebeğin sağlıklı gelişimini destekleyen tüm temel besin ögelerini içerir. Formülle büyüyen bebekler ile anne sütüyle büyüyen bebekler arasındaki uzun vadeli farklar istatistiksel açıdan anlamlı olsa da bireysel düzeyde belirleyici değildir. Anne sütü verememe durumunda hissedilen suçluluk yerine, annenin ruh sağlığını korumak ve bebeği en uygun şekilde beslemek asıl öncelik olmalıdır. İyi anne olmak, emzirmeyle değil çocuğa duyulan ilgi ve bakımla tanımlanır.