Nitrojen döngüsü akvaryum ilişkisini keşfetmem, balıklarımı öldürdükten sonra oldu. Bunu söylemek utandırıcı ama gerçek bu. Akvaryum kurulumunu çok basit buldum başta. Su doldur, balık koy, yemle. Üç günde bir su değiştir. İlk haftayı geçirdi balıklar. İkinci haftada birkaçı hastalandı. Üçüncü haftada biri gitti, sonra bir diğeri. Pet shop'a gittim ve durumu anlattım. "Akvaryumu döngüye soktunuz mu?" diye sordular. Cevabım hayal kırıklığı yarattı onlarda. Nitrojen döngüsü akvaryum sisteminin temeliymiş. Balıklar atık üretiyor. Bu atıklar amonyağa dönüşüyor. Amonyak belirli bir düzeyin üzerine çıkınca zehirleyici oluyor. Ama bu amonyağı nitrite çeviren bakteriler var. Nitriti de nitrata çeviren başka bakteriler var. Nitrat ise suyu kirletir ama çok daha yavaş ve düşük konsantrasyonda tehlikeli. Haftalık su değişimiyle nitrat seviyesi düşük tutulabiliyor. Bu bakterilerin yerleşmesi için birkaç hafta gerekiyor. Ben o süreyi atlamıştım. Akvaryuma su doldurup hemen balık koymuştum. Bakteri yok, amonyak birikti, balıklar hastalandı. Nitrojen döngüsü akvaryum kurulumuyla birlikte uygulanmalıymış. Su koşullandırıcılar, başlangıç bakterisi takviyesi, düzenli test kitleriyle su ölçümü. Bunların hiçbirini yapmamıştım. Sıfırdan başladım. Bu kez akvaryumu balıksız olarak birkaç hafta çalıştırdım. Amonyak seviyesini izledim, nitrit düştüğünde yükseldi, nitrat görününce döngünün tamamlandığını anladım. Sonra balıkları koydum. Bu balıklar hâlâ yaşıyor. Biyoloji bölümünde hiç okumadım. Ama akvaryum bana nitrojen döngüsünü gerçek anlamda öğretti. Teorik bilgi ile uygulamalı öğrenme arasındaki fark bu işte: İkincisinde sonuçlar doğrudan görünür ve geri adım atmak mümkün olmuyor.