Şehir içi park politikası, trafik yönetiminin görünmez ama son derece belirleyici bir bileşenidir. Türkiye'nin büyük şehirlerinde uygulanan park politikaları, trafik sorununu hafifletmek yerine sistematik biçimde derinleştirmektedir. Şehir içi park politikasının trafik üzerindeki en doğrudan olumsuz etkisi park yeri arama trafiğinden kaynaklanmaktadır. Araştırmalar, kent merkezlerindeki günlük trafiğin önemli bir bölümünün boş park yeri arayan araçlardan oluştuğunu ortaya koymaktadır. Bu araçların tükettiği yakıt, zaman ve emisyon, park yeri yetersizliğinin yarattığı görünmez bir maliyettir. Ücretlendirme politikası da tutarsız işlemektedir. Aynı şehirde bir bölgede yüksek park ücreti uygulanırken komşu bölgede ücretsiz park mümkün olabilmektedir. Bu dengesizlik, araçları ücretsiz bölgelere yönlendirerek orada yoğun tıkanıklığa neden olmaktadır. Şehir içi park politikası bu bağlamda bütüncül bir strateji değil, parçalı bir yama işlemi görünümündedir. İzinsiz park uygulamalarına yönelik cezalandırma da yetersizdir. Kaldırımda, yaya geçidinde veya ikinci sırada park etmek trafik akışını bozmakta; ancak bu ihlaller caydırıcı olmayan uygulamalar nedeniyle normalleşmiş durumdadır. Şehir içi park politikasını daha etkin kılmak için fiyatlandırmanın gerçek zamanlı doluluk verisine göre dinamik biçimde belirlenmesi, park arama sürelerini azaltacak yönlendirme sistemleri ve akıllı uygulama teknolojileriyle bütünleşik bir ceza mekanizması hayata geçirilmelidir. Park sorunu çözülmeden trafik akışı sorununa kapsamlı bir yanıt vermek mümkün değildir.