Tablo fiyatlandırma deneyimim benim için tamamen bilinmez bir alandı. İlk kez birisi tablolarımı satın almak istediğinde "ne kadara satarsın?" sorusu beni dondurdu. Hiç düşünmemiştim. Tablo fiyatlandırma deneyimini yaşayan her sanatçı benzer bir ikilemi geçirir: Düşük söylersen değer kaybettirirsin, yüksek söylersen korkutucu olur. Ben hem düşük hem yüksek dedim; net bir rakam söyleyemedim için sonunda "istediğin kadar ver" dedim. Bu, tablo fiyatlandırma konusunda yapılabilecek en kötü şeydi. Araştırdım sonrasında. Tablo fiyatlandırma için yaygın kullanılan bir yöntem var: Santimetre kare başına bir birim fiyat belirlemek. Tüm tablolar için aynı birim fiyatı tutarlı biçimde uygulamak. Bu sistemi sanatçının deneyim düzeyi ve materyal maliyetleriyle güncellemek. Tutarsız fiyatlandırma alıcıda güvensizlik yaratıyor; benzer boyut ama farklı fiyat mantıklı gelmez. Malzeme maliyetini de hesaba katmak gerekiyor. Tuvali, boyayı, fırçaların aşınmasını, çerçeve maliyetini ve zaman ücretini. Zamanı ne kadar değerlendirdiğinizi bilmek için önce net bir saat ücreti belirlemeniz gerekiyor. Ben bunu yapmamış, emeğimi ücretsiz saymıştım. Tablo fiyatlandırma konusunda en çok öğrendiğim şey: Fiyat bir karar, özür gerektiren bir şey değil. Sanatınızın değeri sizin belirlediğiniz değer kadardır; tutarlı ve bilinçli olduğunuzda alıcılar bunu kabul eder.