Kalp krizi sonrası yaşam konusunu yazmak için bir yıl bekledim. Hemen yazamadım; hem fiziksel hem de zihinsel olarak hazır değildim. Krizi geçirdiğim günü hatırlıyorum. Sabah erkendi. Sol kolda ve omuzda ağırlık vardı. Reflü sanıp iyice uzandım, geçmedi. Hastaneye gitmeye karar verdiğimde beni götüren eşim oldu. Sonrası biraz bulanık. Yoğun bakım, müdahale, günler. Taburcu olduğumda evin kapısından girerken duraksadım. Aynı ev, ama ben değişmiştim. Kalp krizi sonrası yaşam için doktorlar net bir program verdi: beslenme, hareket, stres. Bu üçünü yönetmek zorundaydım. Birincisi en kolay sandım, en zor çıktı. Kırk yıllık yeme alışkanlığı, birkaç haftada değişmez. Hareket konusunda aşamalı başladım. Kardiyak rehabilitasyon programı vardı, düzenli gittim. İlk haftalarda on dakika yürümek yoruyordu. Üçüncü ayda yarım saat oldu, beşinci ayda bir saat. En büyük değişim zihinsel oldu. Kalp krizi sonrası yaşam bende öncelik sıralamamı tamamen değiştirdi. Hangi toplantı, hangi gecikme, hangi sorumluluk stres yarattı ve neden? Bunları teker teker baktım. Bazılarından çekildim. Hayır demeyi öğrendim. Bir yıl sonra kardiyologum muayene etti: "İyi gidiyorsun" dedi. Kendi kendimle de aynı değerlendirmeyi yaptım. İyi gidiyorum. Farklı bir tempoda, farklı bir anlayışla, ama iyi.