Vücut kabulü ve moda konusu benim için uzun bir süreçti. Yıllarca bedenime uymayan kıyafetler aldım; çünkü o bedende olmak istiyordum ya da olacağımı sanıyordum. Bir gün beden değişecekti ve o kıyafet mükemmel oturacaktı. O gün gelmedi. Vücut kabulü ve moda arasındaki bağlantıyı bir terziyle çalışırken fark ettim. Ölçülerimi aldı; her rakamı söyledi. İçimde bir şey huzursuzlandı. Terzi ise hiçbir şey söylemedi; sadece yaptığı ölçülere göre kumaşı biçmeye başladı. O an anladım: terzi bedeni değerlendirmiyor, bedene hizmet ediyor. Kıyafetler de böyle. Vücut kabulü ve moda denklemi aslında basit: kıyafetler bedene uyar, beden kıyafete değil. Bu zihin değişikliği giyinme ritüelimi baştan ele almamı sağladı. Beden ölçülerimi kabul edip ona göre alışveriş yapmaya başladığımda bir şey fark ettim: çok daha az deneme yaşandım ama çok daha fazla memnun kaldım. Vücut kabulü ve moda aynı dili konuştuğunda, gardırop savaş alanı olmaktan çıkıyor. Bazen hâlâ eski alışkanlıklar dönüyor. "Şu pantolonu bir beden küçük deneyeyim" gibi. Ama artık o dönemi tanıyorum. Bedenimin bana söylediğini dinliyorum. Giyinmek zevkli olmalı. Bedeni cezalandırmak için değil, kutlamak için kıyafet seçilmeli. Bu bakış açısı basit görünüyor; ama içselleştirmek gerçek bir iş.