Voleybol takım deneyimim üniversite sonrasında koptuğum takım sporuna geri dönüşümü simgeler. Yıllarca bireysel spor yaptım; koşu, yüzme. İkisi de iyiydi ama bir şey eksikti. Şehrin rekreasyon ligine kayıt olduğumda kimseyi tanımıyordum. İlk antrenman biraz tuhaf geçti; insanlar kendi aralarında gruplandı, ben kenarda durdum. Voleybol takım deneyiminin başı böyle biraz dağınık oldu. Ama voleybol garip bir spor; takım olmadan çalışmıyor. Birisi pas vermese top yere düşer, birisi atlamasa blok olmaz. Bu mecburiyet insanları kaynaştırıyor. İkinci haftanın sonunda adımı bilen vardı, üçüncü hafta maça çıktık. Maçların ortasında aldığım en iyi ders hata yapmak konusundaydı. Top yere düştüğünde kimse suçlamıyor; "Gelecek" deniliyor, devam ediliyordu. Bu kültür başta şaşırttı beni. Bireysel sporlarda hata etmek sadece seni ilgilendirir; burada paylaşılmış bir şey oluyor ama aynı zamanda paylaşılmış bir toparlanma da var. Voleybol takım deneyiminin getirdiği beklenmedik sosyal kısım en değerlisi. Maç sonrası çay içmek, birinin işte kötü bir gün geçirdiğini duymak, takım arkadaşlarının hayatından kesitler. Bu insanları voleybol dışında muhtemelen tanımayacaktım. Bir yıl geçti, ligde üçüncü oldu takımımız. Kupayı kaldırırken gülüştük; küçük bir kupa ama hatırası büyük. Takım sporu bireysel spordan farklı bir tatmin taşıyor; bu farkı yaşamak gerekiyor anlamak için.