Süper Lig hakemlik tartışması her hafta yeniden alevleniyor. Ancak bu tartışmanın büyük bölümü kanıta değil, sinirlere dayanıyor. Maç sonuçlarından memnun olmayanların tepkisiyle biçimlenen bir hakemlik değerlendirmesi sağlıklı sonuç veremiyor. O yüzden rakamlardan başlamak gerekiyor. Süper Lig'de sezon başına düşen VAR müdahalesi sayısına bakıldığında dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor: VAR'ın devreye girmesi, sahada yapılan hataların sayısını azaltmadı; sadece hataların görünürlüğünü artırdı. Bu durum, teknolojik aracın hakemi güçlendirdiği değil, hakem kararlarındaki tutarsızlığı daha net ortaya koyduğu anlamına geliyor. Süper Lig hakemlik kalitesini ölçmenin bir diğer yolu, penaltı kararlarının doğruluk oranına bakmak. Uluslararası bağımsız analiz platformlarının açıkladığı verilere göre Avrupa'nın üst liglerinde yanlış penaltı kararlarının oranı yüzde beş ile sekiz arasında değişiyor. Türkiye'ye ait karşılaştırmalı veriye ulaşmak ise oldukça güç, çünkü yerel federasyon bu tür şeffaf veri paylaşımını sistematik olarak yapmıyor. Verinin yokluğu başlı başına bir bulgudur. Hakem yetiştirme sürecine bakıldığında da ciddi yapısal sorunlar görülüyor. Üst kategori hakem havuzuna giriş için gereken kriter ve süreçler yetersiz biçimde belgelenmiş durumda. Fiziksel testler, psikolojik dayanıklılık değerlendirmeleri ve performans bazlı terfi sistemi Avrupa standartlarının gerisinde kalıyor. Bir iddia da şu: Yabancı hakemler ligi daha iyi yönetir. Bu iddia doğrudan sınanabilir; bazı sezonlarda yabancı hakemlerle yönetilen kritik maçların sonuçlarına bakılabilir. Ancak bu karşılaştırma hiçbir zaman resmi düzeyde yapılmıyor. Süper Lig hakemlik meselesi gerçekten çözülmek isteniyorsa, kanaatler yerine veriler konuşturulmalı. Yanlış kararların oranı, VAR kullanım etkinliği ve hakem terfi ölçütleri kamuya açık hâle getirilmeden bu tartışma bir yere varmaz.