Deyimler, bir dilin en kırılgan yapılarıdır. Birebir aktarıldıklarında anlamsızlaşırlar; bazen gülünç, bazen hakaret gibi algılanabilirler. Deyim çevirisi hataları, bu nedenle çeviri alanının en ciddi tuzaklarından birini oluşturur. "It's raining cats and dogs" cümlesini "Kediler ve köpekler yağıyor" diye çeviren bir metin, okuyucuda hem anlam kargaşası hem de güvensizlik yaratır. Türkçedeki karşılığı olan "bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor" bulmak için dilin ve kültürün içinde olmak gerekir. Deyim çevirisi hataları tam da bu bilgi eksikliğinden kaynaklanır. Sorun sadece yabancı dilden Türkçeye aktarımla sınırlı değil. Türkçeden İngilizceye yapılan çevirilerde de Türkçe deyimlerin birebir aktarılması, yabancı okuyucuyu şaşkınlığa uğratır. "Ağzı var dili yok" gibi bir ifadeyi sözcüğü sözcüğüne çevirmek, anlam açısından tamamen boş bir ifadeye dönüşür. Makine çeviri araçları bu sorunu daha da derinleştiriyor. Büyük dil modelleri deyimleri çoğu zaman yanlış işliyor, çünkü deyimlerin anlamı sözcüklerin bireysel anlamlarından çıkarılamaz. Bir çevirmenin ya da editoryal sürecin devreye girmediği metin aktarımları, deyim çevirisi hatalarıyla dolu olmaya mahkumdur. Çevirmenlerin deyim sözlükleri ve paralel derleme veritabanları kullanması, bu hataların azaltılmasında etkili bir yöntemdir. Ancak asıl gereklilik, çevirmende hedef kültüre ait derin dil sezgisinin bulunmasıdır. Bu sezgi yıllarla kazanılır; hızlı çeviri anlayışı onu satın alamaz.