Multiple skleroz demyelinizasyon mekanizması, merkezi sinir sisteminde miyelin kılıfını ve oligodendrositleri hedef alan inflamatuvar sürecin ürünü. Hastalık heterojen klinik seyiriyle biliniyor; ancak patobiyolojik temel değişmiyor: bağışıklık hücreleri kan-beyin bariyerini geçerek MSS'de inflamasyon odakları (plaklar) oluşturuyor. Demyelinizasyon süreci T lenfositlerinin, özellikle CD4⁺ T hücre alt gruplarının (Th1 ve Th17), miyeline özgü antijenlere karşı aktivasyonuyla başlıyor. Bu aktivasyon periferik lenfoid dokuda gerçekleşiyor; reaktive T hücreleri endotelyal yüzey adezyon molekülleri ve kemokinin aracılığıyla beyin-omurilik bariyerini aşıyor. Bölgede B hücreleri, makrofajlar ve mikrogliya da inflamatuvar sürece katılıyor; antikor aracılı hasar mekanizmaları da güncel patofizyolojide yer alıyor. Miyelin kaybının ani nörolojik belirtilere yol açması iletim hızıyla açıklanıyor. Miyelin kılıfı saltatory iletimde kritik; Ranvier nodlarından yapılan atlama iletiminin temel altyapısı. Demyelinize akson bu atlama kapasitesini yitiriyor, sinyal iletimi yavaşlıyor ya da bloke oluyor. Bu fizyolojik bozulma relaps kliniğiyle örtüşüyor. Aksonal hasar, multiple skleroz demyelinizasyon tartışmalarında uzun süre göz ardı edilen ancak artık birincil önem taşıdığı anlaşılan boyutu. Keskin akson kaybı kronik özrü ve progresyonu belirliyor. Aksonlar hem inflamatuvar ortama (sitokinler, reaktif oksijen türleri) hem de demyelinizasyonun kendisine bağlı metabolik strese maruz. Aksonun bütünlüğünü miyelin trofik desteği de sağlıyor; bu destek kesildiğinde akson zamanla dejenerasyona uğruyor. Biyobelirteç alanında nörofilament hafif zincir (NfL) serumda ölçülebilen ve aksonal hasar yoğunluğunu yansıtan bir gösterge olarak klinik araştırma gündemine girdi. Relaps dönemlerinde ve hastalık aktivitesinin arttığı dönemlerde yükseliyor; immünomodülatör tedaviye yanıtı izlemede potansiyel kullanımı araştırılıyor. MSS'nin remyelinizasyon kapasitesi kısmen mevcutsa da kronik hastalık döneminde bu kapasite tükeniyor. Oligodendrosit prekürsör hücreleri (OPC) bölgeye göç ederek yeni miyelin oluşturmaya çalışıyor; ancak kronik plak ortamının inhibitör sinyalleri (Nogo-A, MAG gibi bileşenler) bu yeniden miyelinizasyonu kısıtlıyor. Remyelinizasyonu artırmaya yönelik terapötik stratejiler aktif araştırma alanı. Mikrogli aktivasyonu hastalık sürecinde koruyucu ve hasar verici roller üstleniyor. Erken dönemde homeostatic mikroglia hasarı sınırlayabiliyor; kronik inflamasyon koşullarında ise nörotoksik fenotip baskın hale gelebiliyor. Bu çift yönlü rolün anlaşılması, mikrogliayı terapötik hedef olarak ele alan yaklaşımlar için kritik.