Sivil toplum kuruluşlarında yönetişim, yalnızca idari bir düzenleme değil; meşruiyet, etkinlik ve uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından belirleyici bir yapısal çerçevedir. STK yönetişim modelleri ile hesap verebilirlik çerçeveleri arasındaki ilişki, bu bağlamda kurumsal yazında giderek artan bir teorik ve pratik ilgi görmektedir. Yönetişim modellerini tipolojik olarak değerlendirdiğimizde üç temel yapı öne çıkar: yönetim kurulu egemenliğine dayanan vesayet modeli, üyelere dayanan demokratik model ve karma yapılar. Her modelin hesap verebilirlik mekanizmalarıyla farklı bir etkileşim biçimi vardır. Vesayet modelinde hesap verebilirlik, çoğunlukla dikey ve yukarıya doğru (upward accountability) akar; yani fon sağlayıcılar ve düzenleyici kurumlar önündeki sorumluluk birincil öneme sahiptir. Demokratik modelde ise yatay hesap verebilirlik (horizontal accountability) ön plana çıkar; üyeler ve paydaşlar karar alma süreçlerine dahil edilir. Hesap verebilirlik çerçeveleri literatürde tipik olarak üç boyutta kavramsallaştırılır: finansal hesap verebilirlik (mali şeffaflık ve denetim), performans hesap verebilirliği (çıktı ve etki ölçümü) ve misyon hesap verebilirliği (kuruluşun kuruluş amacına sadakati). Pratikte bu üç boyut çoğu zaman gerilim içindedir: fon sağlayıcıların talep ettiği harcama odaklı finansal raporlama, organizasyonun uzun vadeli misyon bütünlüğünü zedeleyebilir. Freeman'ın paydaş teorisi çerçevesinden bakıldığında, STK yönetişiminde hesap verebilirliğin çok katmanlı bir doğası vardır. Yararlanıcılar, gönüllüler, fon sağlayıcılar, düzenleyici kurumlar ve toplum; birbirinden farklı beklenti setleriyle organizasyonu çeşitli yönlerde çeker. Borda ve ark.'nın çalışmaları, bu çoklu hesap verebilirlik baskısının (multiple accountability disorder) kurumsal kapasiteyi aşındırabileceğini ve stratejik planlamayı kısıtlayabileceğini ortaya koymuştur. STK yönetişim modelleri ile hesap verebilirlik arasındaki yapısal ilişkiyi güçlendirmek için pratik mekanizmalar da belirlenmiştir. Bağımsız denetim komiteleri, proje odaklı değil etki odaklı raporlama şablonları, düzenli paydaş konsültasyonları ve şeffaf karar kayıtları bu mekanizmaların başında gelir. Kurumsal olgunluk seviyesi ile hesap verebilirlik kalitesi arasındaki pozitif ilişki, sahadan elde edilen verilerle tekrar tekrar doğrulanmaktadır.