Tekdüze mahalle tasarımı, son otuz yılın kentleşme pratiğinin en sorunlu miraslarından biridir. Şehirler büyüdükçe, yeni mahalleler değil yeni kopyalar üretilmektedir. Tekdüze mahalle tasarımının ilk çarpıcı sonucu yönelim kaybıdır. Benzer blokların, aynı renkli cephelerin ve standart peyzajın ardı ardına tekrarlandığı mahallelerde sakin de, ziyaretçi de nerede olduğunu zor anlar. Kentsel kimlik böyle yok olur; mekânlar değer yitirir. Bu tekdüzelik, büyük ölçüde proje onay süreçlerinin esnekliksizliğinden beslenmektedir. Belediye imar yönetmelikleri çoğu zaman tek tip kat yüksekliği, cephe çizgisi ve bahçe mesafesi belirlemekte; bu sınırlar içinde tasarım çeşitliliği için neredeyse alan bırakmamaktadır. Mimara düşen yaratıcılık payı oldukça kısıtlanmaktadır. Müteahhit mantığı da çeşitliliği cezalandırmaktadır. Standart plan tekrar edildiğinde maliyet düşer, inşaat süresi kısalır ve pazarlama kolaylaşır. Farklı tasarım denemek ek maliyet ve belirsizlik anlamına geldiğinden, tekdüzelik rasyonel bir seçim haline gelmektedir. Ancak tekdüze mahalle tasarımının uzun vadeli maliyeti genellikle hesaba katılmamaktadır. Yaşanma kalitesi düşük mahalleler değer kaybeder; sosyal sorunların yoğunlaşmasına daha açık hale gelir; taşınma oranları artar. Çözüm için imar yönetmeliklerinde çeşitlilik teşviki, farklı tasarım standartlarına sahip alt bölge zoning planları ve mahalle kimliği çalışmaları gereklidir. Tekdüzelik kural olmak zorunda değildir; tercih edilmişse bu tercihin bedeli sormak gereklidir.