Edebi çeviri yazar sesi, çeviri teorisinin en tartışmalı ve aynı zamanda en nüanslı meselelerinden birini oluşturur. Sesin korunması; sözdizimsel yapıların taşınmasından çok ritim, ses düzeni, sözcük seçiminin sosyal tonu ve anlatısal perspektifin hedef dilde yeniden inşasını kapsar. Yazarın sesini belirleyen parametreler analiz edilirken cümle uzunluğu dağılımı, bağlaç kullanım sıklığı, pasif-aktif yapı dengesi, tekrar örüntüleri ve kelime haznesinin katman çeşitliliği incelenir. Bu parametreler çevirmenin edebi çeviri yazar sesi kararlarına nesnel bir zemin sağlar; sezgisel tercihlerin sistematik gerekçelendirilmesine olanak tanır. Özellikle biçemsel belirginliği yüksek yazarlarda sesin yitirilmesi riski artar. Ağır cümle yapısıyla ve diyakronik söz dağarcığıyla yazılmış metinleri, hedef dilin yalın sözdizimi ve çağdaş sözlüğüne aktarırken bir miktar düzleşme kaçınılmazdır. Bu düzleşmeyi asgari düzeyde tutmak için çevirmen, yabancılaştırma (foreignization) stratejisini yerelleştirme (domestication) stratejisiyle bağlamsal olarak harmanlayarak devreye sokar. Edebi çeviri yazar sesi bağlamında ikincil sesin yönetimi ayrıca kritiktir: Çevirmenin kendi biçemsel eğilimleri, farkında olmaksızın özgün sesi baskılayabilir. Bu riski azaltmak için öz-revizyon sürecinde kaynak metnin sesini hissettiren deneme bölümleri referans olarak kullanılır ve çevirinin kayıp bölgelerini görünür kılan karşılaştırmalı bir okuma yapılır. Edebi editörün devreye girdiği son revizyon aşamasında ise çevirmenin değil yazarın sesi merkeze alınarak tutarsız bölümler yeniden yazılır.