Hipertansiyon belirtileri söz konusu olduğunda en yanıltıcı özellik, bu hastalığın uzun süre sessiz kalabilmesidir. Yüksek tansiyon olan birçok kişi, ciddi bir komplikasyon yaşana dek hiçbir belirti fark etmeyebilir. Bu yüzden doktorlar hipertansiyona "sessiz katil" adını veriyor. Kan basıncı, kalpten pompalanan kanın atardamar duvarlarına uyguladığı kuvveti ifade eder. Normal kan basıncı 120/80 mmHg civarındadır. Üst değerin 140, alt değerin 90'ı aşması hipertansiyon olarak tanımlanıyor. Bu değerlerin yorumlanması ve tanı konulması bir sağlık profesyonelinin işi; kendi başınıza tansiyon ölçümü yapıp sonuçları değerlendirirken mutlaka bir hekimle paylaşmanız gerekiyor. Hipertansiyon belirtileri her kişide farklı şekilde ortaya çıkabiliyor ya da hiç ortaya çıkmayabiliyor. Bazı kişilerde baş ağrısı, özellikle sabahları ve ense bölgesinde yoğunlaşan ağrı, ilk şikayetler arasında yer alıyor. Görme bulanıklığı ya da gözlerde kızarıklık, kulak çınlaması, yorgunluk, nefes darlığı ve halsizlik de hipertansiyonla ilişkilendirilmiş belirtiler. Ancak bu belirtilerin hiçbiri hipertansiyona özgü değil. Başka pek çok rahatsızlık benzer şikayetlere neden olabilir. Bu yüzden tansiyonu düzenli ölçtürmek, belirtilere güvenmekten çok daha güvenilir bir takip yöntemi. Kırk yaşın üzerindeki bireylere yılda en az bir kez tansiyon kontrolü öneriliyor. Hipertansiyon risk faktörleri arasında genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, yüksek tuz tüketimi, sigara ve alkol kullanımı, aşırı kilo ve kronik stres sayılıyor. Bu faktörler bir arada bulunduğunda risk belirgin biçimde artıyor. Hipertansiyon belirtilerini tanımak ya da riski azaltmak için tuz tüketimini sınırlamak, düzenli fiziksel aktivite ve ağırlık kontrolü gibi yaşam biçimi değişiklikleri destekleyici olabiliyor. Ancak her durumda bir doktora danışmak, kendi başına önlem almaktan önce gelir. Tansiyon takibi ve tedavi süreci tamamen bireysel değerlendirme gerektirir.