Vintage moda popülerlik tartışması, sürdürülebilirlik söylemiyle birleşince karmaşık bir tablo ortaya çıkarmaktadır. İkinci el giyim gerçekten çevresel ve kültürel bir duyarlılığın ürünü müdür, yoksa hızlı modanın başka bir yüzü müdür? Vintage moda popülerliğinin yükselişi, kısmen otantiklik arayışının ürünüdür. Kitlesel üretimin yarattığı standart estetiğe bir tepki olarak, eski dönemlerin özgün tasarımlarına olan ilgi artmaktadır. Bu motivasyon değerlidir ve eleştirilemez. Ancak vintage moda popülerliği bir noktadan sonra kendi kendini yiyip bitiren bir döngüye girmiştir. İkinci el giysiler popüler hale geldikçe fiyatları yükselmekte, bu durum düşük gelirli tüketicileri bu piyasadan dışarıda bırakmaktadır. Başlangıçta erişilebilir ve çevreci bir seçenek olan bu piyasa, şimdi belirli kesimler için bir statü göstergesine dönüşmüştür. Buna ek olarak, hızlı moda markaları vintage estetiğini 'vintage görünümlü' yeni koleksiyonlara taşımaktadır. Bu durum vintage moda popülerliğinin içini boşaltmakta; özgünlük değil görünüm satılmaktadır. Sosyal medyada ise ikinci el satın alma eylemi çoğu zaman tüketim aracı olmaktan çıkıp içerik üretim vesilesi olmaktadır. 'Thrift flip' videoları, sıklıkla ciddi miktarda ikinci el ürünün satın alınmasını ve bunların içerik için kullanılmasını normalleştirmektedir; bu tablo sürdürülebilirlikle çelişmektedir. Vintage modaya değer biçmek için temel soru şudur: Satın alma kararı, tüketimi azaltma ve kaliteyi değerlendirme üzerine mi kurulu; yoksa estetik tüketimi sürdürmenin başka bir yolu mu?