İlk ranked maç kazanmak benim için ciddi bir baskı altında gerçekleşti. Haftalarca normal maçlar oynayıp kendimi hazırladım, sıralamalı ligin kapısına geldim ama girmekten çekindim. "Yetecek kadar iyi miyim?" sorusu aklımı kurcaladı. Sonunda bir gece kendimi zorladım ve ilk ranked maçıma girdim. Maç öncesi kalp atışım hızlanmıştı. Normal maçta bu adrenalin yoktu; ranked'ta her hamle gerçek hissettirdi. İlk birkaç maçı kaybettim, sıralamalı puanım düştü ve kendimi kötü hissettim. Sonra gelişmeye başladım. Hatalarımı izledim, farklı stratejiler denedim. Ve o gün geldi: Maç sonuç ekranı açıldı, zafer yazısı belirdi. Ellerim gerçekten titriyordu. İlk ranked maç kazanmak bu kadar gerçek bir duygu olacağını tahmin etmemiştim. Ranked maç sisteminin ruh sağlığı üzerinde etkisi var ve bunu hafife almıyorum. Puanı düşünce sinirlenme, yükselince aşırı mutluluk. Bu döngü yorucu olabiliyor. Ben bir noktada günlük ranked maç sayısını sınırladım; üst üste yenilgi geldiğinde duruyorum. Bu karar performansımı gerçekten iyileştirdi çünkü sinirli kafayla alınan kararlar maçı kaybettiriyor. Pratik öğrendiklerim: Ranked öncesi normal maçlarda belirli bir beceri seviyesine ulaşmak gerekiyor. İlk ranked maç kazanmak için sabır şart. Hatalarınızı kayıt alarak izlemek gelişmenin en hızlı yolu. Ve en önemlisi: Sıralamayı kişisel değerinizle özdeşleştirmeyin. Oyun, sadece oyun.