Doğaçlama müzik öğrenmek beni korkutuyordu. Notaları çalmak biliyor gibiydim, ama "serbest çal" denilince donup kalıyordum. Neden korktum? Hata yapacağım, duyulacak. Bu mantıksız korkuyu yıllarca taşıdım. Sonra bir ders sırasında öğretmenim şunu söyledi: "Yanlış nota yoktur, sadece beklenmedik nota vardır." Bu cümle bir şeyi açtı. Doğaçlama müzik öğrenmenin başında kuralları anlamak gerekiyor. Hangi ölçekte, hangi akorların üzerinde çalıştığın, bu çerçeveyi anlayınca serbest alan genişliyor. Kural olmadan özgürlük anlamsız. Başlangıçta pentatonik ölçek çalıştım. Beş nota, hatalara daha az yer. Bu küçük alan içinde doğaçlamayı hissettim. Bir düşünmeden çaldığım sekizde birlik notalar dizisi çıktı bir gün, durdum, şaşırdım. Beyin bir şeyler yapmıştı. Doğaçlama müzik öğrenirken dinleme alışkanlığım değişti. Eskiden melodiyi takip ederdim. Şimdi armoniyi, davulun ritim tercihlerini, bas gitarın nereye bastığını duyuyorum. Bu bağımsız bir dinleme değil, aynı anda katmanları duyabilmek. En zor öğrendiğim şey boşluk. Sürekli çalmak zorunda hissetmek doğaçlamayı döngüsel ve yorucu yapıyor. Bir cümle çal, dur, dinle, devam et. Sessizlik de müzik. Doğaçlama müzik öğrenmek beni kendimle daha az çatışan biri yaptı. Enstrümanda hata yapmak tamam, devam et. Bu his, müziğin dışına da taştı.