Günlük yürüyüş faydaları hakkında çok şey okumuştum. Ama okumak ile yaşamak arasındaki farkı bizzat deneyimlemek gerekiyordu. Başlangıcım dramatik değildi. Bir dönem sağlık sigortamın uygulaması adım sayımı takip ediyordu ve günde 3.000 adımın altında kaldığımı gördüm. Bu, masa başı çalışan biri için belki normal ama gördüğümde rahatsız oldum. "Haydi" dedim. Her sabah 30 dakika yürümeye karar verdim. İlk hafta, işe yaramaz geliyor, diye düşündüm. Ne zaman değişecek ki bu? İkinci haftanın ortasında bir sabah, yürürken bir sorunun çözümü kendiliğinden geldi aklıma. O zamana kadar üç gündür üzerine düşünüp takılıp kalmıştım. Hareket ederken geldi. Günlük yürüyüş faydalarından en çok konuşulanı zihinsel açıklık. Bunu yaşayınca anladım, düşünmeden yürümek, düşüncenin kendiliğinden akmasına izin veriyor. Masada oturarak zorla çözemediğin şeyler, yürürken çözülüyor. Fiziksel tarafı da gerçekti. İki ay sonra öğleden sonraları daha az yoruluyordum. Uyku daha kolay geliyordu. Ama en sürpriz değişim omuzlarımdaydı, gergin, sürekli yukarıda tuttuğum omuzlar. Yürürken bunları fark etmeye başladım, bırakmayı öğrendim. Günlük yürüyüş faydaları soyut değil benim için artık. Bir gün atlayınca fark ediyorum, o gün zihinsel olarak daha tıkanık oluyorum, daha az sabırlı. Beden hareketsiz kalınca bir şeyler donuyor içeride de.