Aerobik dayanıklılık performansının fizyolojik belirleyicileri arasında VO2max'ın tek başına yeterli bir yordayıcı olmadığı uzun süredir bilinmektedir. Laktat eşiği ve bireysel anaerobik eşik kavramları, aynı VO2max değerine sahip sporcular arasındaki performans farklılıklarını açıklamada belirleyici bir analitik çerçeve sunar. Laktat eşiği (LT1), egzersiz yoğunluğu artışı sırasında kan laktat konsantrasyonunun istirahat değerinin ilk kez belirgin biçimde üzerine çıktığı noktayı tanımlar; bu nokta genellikle 1-2 mmol/L referans aralığıyla ilişkilendirilir. Fizyolojik alt yapısı incelendiğinde, LT1'in glikolitik sürecin hız kazanmasıyla birlikte laktat üretiminin oksidatif metabolizma tarafından temizlenme kapasitesini aşmaya başladığı eşiğe karşılık geldiği görülür. Uzun mesafe koşularında (maraton, bisiklet granfondo) yarışma temposu büyük ölçüde LT1 ile ikinci laktat eşiği (LT2) arasındaki yoğunluk bandında belirlenir. Bireysel anaerobik eşik (IAT), Stegmann ve Kindermann'ın çalışmalarıyla tanımlanan ve laktat eliminasyon kapasitesinin en üst düzeyde çalıştığı egzersiz yoğunluğuna karşılık gelen daha rafine bir kavramdır. IAT, laktat-yoğunluk eğrisinin biçimine ve bireysel laktat kinetiğine göre hesaplandığından sabit kesim noktası yaklaşımlarına (örneğin 4 mmol/L referans eşiği) kıyasla bireyler arası farklılıkları daha hassas biçimde yansıtır. Literatürde IAT'ın maraton, kros-ülke kayağı ve bisiklet gibi uzun süreli performanslarla korelasyonunun VO2max'a göre daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Laktat eşiği ölçümünde kullanılan protokoller arasında sürekli artımlı testler, basamaklı testler ve Dmax yöntemi başlıca seçenekler olarak öne çıkar. Dmax yöntemi, laktat-yoğunluk eğrisi üzerinde eğrinin ilk ve son ölçüm noktasını birleştiren doğruya en uzak noktayı eşik olarak tanımlar; hem güvenilirliği hem de uygulanabilirliği nedeniyle araştırma ortamlarında yaygın kullanım alanı bulmuştur. Bununla birlikte her yöntem sistematik ölçüm farklılıkları ürettiğinden aynı protokolün seri ölçümlerde tutarlı biçimde kullanılması zorunludur. Pratik antrenman programlamasında laktat eşiği verileri, yoğunluk zonlarının spesifik olarak belirlenmesini mümkün kılar. Polarize antrenman modeli, toplam antrenman hacminin yaklaşık %80'ini LT1 altında, %20'sini ise LT2 üzerinde konumlandırır; bu dağılımın elit dayanıklılık sporcularında submaksimal yüklerde laktat eşiğini öteleyerek fizyolojik uyumu optimize ettiği gösterilmiştir. Antrenörler ve spor bilimciler için bu verilerin belirli aralıklarla (8-12 haftada bir) güncellenmesi, antrenman adaptasyonunun izlenmesinde ve yoğunluk zonlarının ayarlanmasında temel bir uygulama standardı olarak kabul edilmelidir.