Mondros Ateşkesi imzalandığında İstanbul'da düşman savaş gemileri demirlemişti. İzmir'de Yunan kuvvetleri karaya çıkmaktaydı. Anadolu'nun dört bir yanı işgal altındaydı. O günleri yaşayanların bir bölümü için her şey bitmişti. Ama Türk Kurtuluş Savaşı, tam da bu karanlıkta başladı. Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktığında resmi görevi bölgedeki Türk kuvvetlerini terhis etmekti. Oysa Anadolu'ya taşıdığı şey çok farklıydı: Örgütlenme iradesi ve teslim olmama kararlılığı. İlk adım direniş cemiyetlerini bir araya getirmek oldu; ardından Erzurum ve Sivas kongreleri toplandı. Bu toplantılar, Türk Kurtuluş Savaşı'nın kurucu belgeleri niteliğindeki kararları üretdi. Sivas Kongresi, dağınık direniş odaklarını tek çatı altında birleştirdi. Misak-ı Millî sınırları burada çizildi, ulusal egemenlik ilkesi kabul edildi. Ardından Ankara merkez olarak benimsendi. Neden Ankara? Çünkü İstanbul düşman denetimindeydi ve her an abluka altına alınabilirdi. Ankara, hem ulaşım açısından erişilebilir hem de savunması görece kolay bir konumdaydı. Türk Kurtuluş Savaşı'nın ilk büyük askeri sınavı Batı Cephesi'nde yaşandı. Yunanlıların Anadolu içlerine doğru ilerleyişi, İnönü mevzilerinde iki kez durduruldu. İnönü Muharebeleri, henüz toparlanmakta olan kuvvetlerin moral açıdan ne denli güçlendiğini gösterdi. Bu zaferler, düzenli orduya geçişi hızlandırdı ve uluslararası arenada Ankara'nın meşruiyetini pekiştirdi. Ancak asıl kırılma noktası Sakarya Meydan Muharebesi'ydi (Ağustos-Eylül 1921). Yunan ordusu Ankara'nın yakınlarına kadar gelmiş, Kütahya ve Eskişehir düşmüştü. Düşman başkentin eşiğindeydi. Mustafa Kemal, olağanüstü yetkilerle başkomutanlığı devraldı ve "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh bütün vatandır" emrini verdi. Yirmi iki gün süren bu muharebe, savaşın seyrini tersine çevirdi. Türk Kurtuluş Savaşı'nın son perdesi Büyük Taarruz'du (Ağustos 1922). Yaklaşık iki yıl titizlikle hazırlanan bu harekât, sadece birkaç günde Yunan cephesini çökertti. Dumlupınar'da verilen karar muharebe sonrası kovalama harekâtına dönüştü; 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtuluşuyla zafer tescil edildi. Mudanya Ateşkesi ve ardından gelen Lozan Antlaşması (1923), Türk Kurtuluş Savaşı'nın uluslararası hukuktaki karşılığını oluşturdu. Lozan, yeni devletin sınırlarını ve egemenliğini dünyaya kabul ettirdi. Mondros'un ağır koşulları, dört yıllık bir direnişin ardından tamamen tersyüz edildi. Tarihin bu sayfası, yenilmiş sayılan bir halkın nasıl yeniden ayağa kalkabileceğinin belgesidir.