Milyar dolarlık değerleme. Unicorn startup eleştirisi, bu hedefin etrafındaki büyüye itiraz etmekle başlıyor. Teknoloji basını unicornları kutluyor, konferanslar onların hikayelerini yayıyor, genç girişimciler bu modeli nihai hedef olarak benimsiyor. Peki bu hedefe odaklanmak stratejik mi, yoksa çoğu startup için felaket reçetesi mi? Veriler sert. Risk sermayesi destekli girişimlerin yüzde doksanından fazlası unicorn olmadan, çoğunlukla kapanarak ya da küçük çıkışlarla sonlanıyor. Bu başarısızlıkların büyük bölümü, iş modeli ya da ürün sorunlarından değil, yanlış büyüme hedeflemesinden kaynaklanıyor. Unicorn startup eleştirisi bu çarpıklığı mercek altına alıyor. Unicorn odaklı girişimcilik, agresif büyüme, sürekli kârsızlık pahasına pazar payı alma ve erken likidite yerine ölçek üzerine kurulu. Bu model belirli sektörlerde, ağ etkisinin güçlü olduğu, kazananın her şeyi aldığı piyasalarda, mantıklı. Ama çoğu girişim bu yapıya sahip değil. Küçük ya da orta ölçekli bir niş pazara hizmet eden bir iş, unicorn mantığıyla yönetildiğinde kendi doğasına aykırı kararlar almaya zorlanıyor. Bir de risk sermayesinin çıkar yapısı var. Yatırımcı, portföyündeki bir girişimin büyük çıkış yapmasını bekliyor, diğer başarısızlıkları telafi etmek için. Bu, yatırımcı için mantıklı; ama girişimci için katlanılabilir bir iş inşa etmek yerine maximum bahis oynamak anlamına gelebiliyor. Unicorn startup eleştirisi küçük kalmayı savunmuyor. Büyüme sağlıklı olabilir. Ama büyümenin unicorn seviyesinde olması gerektiği baskısı, girişimcileri kendi iş modellerine uymayan kararlar almaya iterek gereksiz risklere sürüklüyor.