Büyük stüdyoların milyonlarca dolar bütçe ayırdığı yapımlar yanında, birkaç kişilik küçük ekiplerin ürettiği oyunlar bazen onları gölgede bırakabiliyor. Indie oyun neden sevilir sorusunun cevabını anlamak için önce bu küçük yapımların ne olduğunu açıklamak gerekiyor. "Indie" kelimesi, bağımsız anlamındaki İngilizce "independent" sözcüğünden geliyor. Indie oyun, büyük bir yayıncı şirketten bağımsız olarak geliştirilen, genellikle küçük bütçeyle üretilen oyun demek. Bu bağımsızlık, yaratıcılık üzerindeki kısıtlamaların da kalktığı anlamına geliyor. Büyük stüdyolar satış rakamları ve geniş kitleler için tasarım yapıyor; bu da çoğu zaman risk almaktan kaçınmak demek. Indie oyun geliştirici ise küçük bir kitleye hitap etse bile kendine özgü bir fikri uygulayabiliyor. İşte bu noktada türler arası karışımlar, alışılmadık anlatı biçimleri ve deneysel mekanikler ortaya çıkıyor. Bir korku oyununun aynı zamanda şiirsel bir metafor olabileceğini, 8-bit piksel grafiklerinin üst düzey bir sinematografi atmosferi yaratabildiğini indie oyunlar kanıtladı. Oyunculara nostalji, sanat, yoğun duygu ve ticari kaygılardan uzak saf tasarım hissi sunuyor. Indie oyun neden sevilir sorusuna bir de ekonomik açıdan bakıldığında tablo daha da ilginç: bu oyunların çoğu büyük yapımların çok altında fiyatlandırılıyor. On ila yüz saatlik deneyim sunan bir indie oyun, yüz dolarlık bir AAA yapıma kıyasla hem daha ucuz hem de bazen çok daha unutulmaz. Tüm bunların ötesinde indie oyunlar bir topluluk duygusu da taşıyor. Geliştiricilerle oyuncular arasındaki mesafe daha kısa, geri bildirim döngüsü daha hızlı ve bu ortamda oyun gerçek anlamda birlikte büyüyor.