Anksiyete iyileşme hikayesi genellikle düzgün bir çizgi olarak anlatılır: bir gün kötüydüm, bir gün iyileştim. Benimki öyle olmadı. Dalgalı, uzun, bazen geriye giden bir süreçti. Ve bunu paylaşmak istiyorum çünkü o düzgün çizgiyi bekleyenler hayal kırıklığına uğruyor, ben de uğradım. İlk panik atağım iş toplantısının ortasında geldi. Kalp çarpıntısı, nefes alamama hissi, odanın döndüğü duygusu. Yöneticim "iyi misin?" diye sorduğunda "evet" dedim ve tuvalete kaçtım. Orada on dakika geçirdim, soğuk su içtim, kendimi topladım ve geri döndüm. Sonraki aylarda bu sahneler tekrarlandı. Farklı yerlerde, farklı zamanlarda. Anksiyete iyileşme hikayesi benim açımdan bir kabul anıyla başladı. Bir psikolog gördüm. İlk randevuya gitmek garip geldi; "acaba ne düşünür" kaygısı vardı içimde. Ama o ilk seanstan çıkarken daha hafif hissettim. Sadece konuşmuştum, başka bir şey değil. Ve bu bile bir şeyler değiştirdi. Terapide ne öğrendim? Bedenimin anksiyete sinyallerine farklı tepki vermeyi. Kalp çarptığında "kalp krizimi?" düşüncesi yerine "bedenimde ne oluyor?" sorusunu sormayı. Bu kolay değildi, aylar sürdü. Düşünce kalıplarımı fark etmeyi, onları sorgulamayı pratik ettim. Her pratik mükemmel gitmedi; bazı haftalar geriye döndüm, terapistimle konuştum, tekrar başladım. Egzersizin benim için fark yarattığını da kabul etmeliyim. Sabah yürüyüşleri başta ritüel gibi hissettirdi, sonra ihtiyaç haline geldi. O yarım saatte düşünceler yavaşlıyordu bir şekilde. Her şey çözülmüyordu ama hafifçe nefes alabiliyordum. Anksiyete iyileşme hikayesinde bedenin rolü sanıldığından büyük. Sosyal kaçınma dönemim de oldu. Anksiyete zirvesindeyken davetleri reddettim, arkadaşlıkları ihmal ettim. Bu kısmı en çok pişman olduğum dönem. İzolasyon geçici rahatlama sağlıyor ama uzun vadede kaygıyı büyütüyor. Bunu terapi sayesinde anladım ve yavaş yavaş geri döndüm sosyal hayata. Küçük adımlarla, kendime karşı sabırlı olarak. Şu an anksiyeteden tamamen kurtuldum mu? Hayır. Stresli dönemlerde eski belirtiler baş kaldırıyor. Ama onları artık yönetebiliyorum. Bir atak geldiğinde ne yapacağımı biliyorum. Bu bilgi güç veriyor. Anksiyete iyileşme hikayem hâlâ devam ediyor aslında, sadece artık sona erecek bir hikaye gibi değil, öğrenmeye devam ettiğim bir süreç gibi görüyorum onu.