Yün eğirme hobi olarak başladığımda bunu yapan kimse tanımıyordum çevremde. Büyükannem örgü örüyordu ama eğirme çok farklı, ham yünü alıp ince ipliğe dönüştürmek. Bunu insanlara anlattığımda garip baktılar. Yün eğirme hobi araçlarını araştırmak başlı başına bir süreç oldu. Türkiye'de malzeme bulmak güç. İğ mi alayım, tekne mi? Eğirme teknesinin maliyeti ciddi; ilk başlamak için yeterli bilgim olmadan bu yatırımı yapamam. El iğiyle başlamak mantıklıydı, hem ucuz hem taşınabilir. İlk yünum çok kötü çıktı. Çok ince yerler, çok kalın yerler. Eğirme hareketi el bilek kontrolü gerektiriyor; bunu otomatik yapmak aylar alıyor. Ben her sabah on beş dakika pratik yaptım. Yavaş ama istikrarlı. Yün eğirme hobisinin en güzel yanı ham maddeyle başlamak. Bir koyunun yünüyle başlıyorsun, elinden bir yumak çıkıyor. O yumakla örgü örüyorsun ve elimde bir atkı oluyor. Baştan sona bir dönüşümün parçasısın, bu his alışveriş yaparak alınan hiçbir üründe yok. Çevremden merak edenler çıktı zamanla. Bir atölye açmayı düşünmüyorum henüz ama küçük gruplara öğrettim. Yün eğirme hobi olarak görünmez bir toplulukta yapılıyor, ama o topluluk çok gerçek ve çok sıcak.