Otomatik çeviri araçları artık yıllar öncesine göre çok daha iyi çalışıyor. Kısa ve düz cümleleri, teknik kılavuzları ya da gündelik mesajları hızla çevirmek için makine çevirisi son derece kullanışlı bir seçenek haline geldi. Bir yabancı web sitesini anlayabilmek, seyahatte anlık iletişim kurmak veya bir belgenin genel içeriğini kavramak için bu araçlar gerçekten işe yarıyor. Ancak makine çevirisi her durumda güvenilir değil. Edebi metinler, şiirler, deyimler ve kültüre özgü ifadeler söz konusu olduğunda otomatik çeviri ciddi biçimde sınırlanıyor. Bir cümlenin sözdizimi düzgün olsa bile tonun, hissin ve alt metnin aktarılması henüz yazılım için aşılmış bir engel değil. Hukuki ve tıbbi belgeler de bu kapsama giriyor; yanlış çevrilen tek bir terim büyük hatalara yol açabilir. Makine çevirisi ayrıca bağlamı anlamlandırmakta zorlanıyor. Aynı kelime farklı bağlamlarda farklı anlamlar taşıyabilir; otomatik sistemler bu nüansı çoğu zaman yakalayamıyor. Özellikle az yaygın dil çiftleri arasında hata oranı belirgin biçimde artıyor. Peki bu iki dünyayı birleştirmek mümkün mü? Evet; profesyonel çevirmenler makine çıktısını ham materyal olarak kullanıp ardından onu düzeltiyor ve rafine ediyor. Bu hibrit yönteme "makine sonrası düzenleme" deniyor ve giderek yaygınlaşıyor. Makine çevirisi bir araç olarak değerli, ama bağımsız ve denetlenmemiş bir çözüm olarak hâlâ yetersiz.