Bale modern dans karşılaştırması, yalnızca iki hareket dilini değil, birbirinden ayrışan iki estetik felsefeyi de karşı karşıya getirir. Her iki disiplin de insan bedeninin ifade kapasitesini sınırlarına taşır; ancak bu sınırları çizmek için tamamen farklı araçlara başvurur. Klasik bale, 15. yüzyılda İtalya saraylarında filizlenen ve 17. yüzyılda Fransa'da sistematize edilen bir formdur. Teknik temeli büyük ölçüde değişmeden günümüze ulaşmıştır: beş temel ayak pozisyonu, çevrilmiş (turnout) uyluk yapısı, pointe çalışması ve belirlenmiş kol pozisyonları (port de bras) bu temelin omurgasını oluşturur. Bale disiplini, gövdenin yukarı doğru çekilmesi, yer çekimine meydan okuyan hafiflik illüzyonu ve geometrik kesinlik üzerine kuruludur. Bu nedenle çocukluktan başlayan uzun bir beden yeniden yapılandırma sürecini gerektirir. Modern dans ise 20. yüzyılın başında bale normlarına doğrudan bir itiraz olarak doğdu. Isadora Duncan, Martha Graham ve Rudolf Laban gibi isimler, yer çekimiyle savaşmak yerine yer çekimiyle işbirliği yapmayı önerdiler. Yere düşmek, kasılmak, nefes ritmiyle hareket etmek modern dansın temel repertuvarına girdi. Form dikte edilmez; hareket anlamdan doğar. Bu yaklaşım, bedenin teknik bir araca indirgenmesi yerine anlatının kendisi olmasını öngörür. Bale modern dans karşılaştırmasında müzikle ilişki de belirleyici bir ayrım noktasıdır. Bale, büyük ölçüde müziğe doğrudan bağlı ve senkronize bir çalışma disiplini izler. Modern dans ise müziğin dışına çıkabilir, sessizliği kullanabilir ya da müziği bir arka plan olarak değil, diyalog kurduğu bir ortak olarak konumlandırabilir. Eğitim süreci de iki disiplini birbirinden keskin biçimde ayırır. Bale, standartlaşmış teknikler ve metodolojiler (Vaganova, RAD, Cecchetti) üzerine kuruludur; değerlendirme kriterleri nettir. Modern dans pedagojisi daha doğrusal olmayan bir yapıya sahiptir; doğaçlama, bedensel farkındalık ve koreografik düşünce merkezdedir. Bale modern dans karşılaştırması yapıldığında bir disiplinin diğerinden üstün olmadığı anlaşılır. Her biri kendi içinde tutarlı bir estetik bütünlük taşır. Pek çok çağdaş dansçı her iki disiplinden de beslenmeyi tercih ederek bu ikilik içinde yeni bir hareket dili üretir.