Romatoid artrit T hücre patogenez ilişkisi, romatoid artritin (RA) yalnızca B hücre ve otoantikor odaklı bir hastalık olmadığını; sinoviyal dokularda yoğun T hücre infiltrasyonunun hastalık başlatma ve sürdürme mekanizmalarının merkezinde yer aldığını ortaya koymuştur. Bu anlayış, biologik tedavi hedeflerinin gelişimini doğrudan şekillendirmiştir. RA'da sinoviyal T hücre aktivasyonu çok aşamalı bir süreçtir. Antijen sunan hücreler (APC), özellikle sinoviyal fibroblastlar ve dentritik hücreler, HLA-DR alleleri aracılığıyla peptit antijenleri CD4+ T hücrelerine sunar. Duyarlı bireylerde siyitrülinize peptitlere (CCP) yanıt veren T hücre klonlarının selektif olarak genişlediği gözlemlenir. Bu yanıt, RA seropozitifleri arasında anti-CCP antikorunun varlığından önce başlayabilir; sinoviyal T hücre aktivasyonu ve periferik tolerans kaybı birbirini beslemeye başlar. T hücre alt tiplerinin hastalıktaki rolleri farklılaşmıştır. Th1 hücreleri IFN-γ üreterek makrofaj aktivasyonunu ve pro-inflamatuar sitokin salınımını (TNF-α, IL-1β, IL-6) tetikler. Th17 hücreleri ise IL-17A ve IL-17F üretimi yoluyla nötrofil göçünü artırır ve osteoklast aktivasyonuna zemin hazırlayarak kemik erozyonuna doğrudan katkıda bulunur. Th17/Treg dengesi, sinoviyal inflamasyonun kronikleşme veya gerilemesinde belirleyici bir aks oluşturur. Sinoviyal ortamın immunolojik anatomisi de romatoid artrit T hücre patogenez mekanizmalarını anlamak için kritik bir çerçeve sunar. Lenfoid agregatlar (germinal merkez benzeri yapılar) sinoviyal dokuda B ve T hücrelerinin birlikte organize olduğu ektopik lenfoid dokular oluşturabilir; bu yapılarda lokal antijen sunum ve immünoglobulin sınıf geçişi gerçekleşebilir. T hücre ko-stimülasyon molekülleri, modern biyolojik terapilerin hedefleri olarak öne çıkar. CD28-CD80/CD86 ko-stimülasyon eksenini bloke eden abatacept, T hücre aktivasyonunu erken aşamada kesen bir mekanizmayla çalışır; klinik çalışmalar özellikle uzun dönem yapısal hasar kontrolü açısından güçlü veri sunmaktadır. Epigenetik düzleme, romatoid artrit T hücre patofizyolojisindeki son araştırma sınırlarından birini oluşturur. Sinoviyal T hücrelerinde gözlemlenen DNA metilasyon anormallikleri ve histon modifikasyonları, kronik aktivasyon fenotipinin kalıcılığını açıklamada işlevsel birer mekanizma olarak değerlendirilmektedir.