Gündem belirleme kuramı, iletişim araştırmalarının en çok test edilmiş ve en fazla evrilmiş teorik çerçevelerinden biridir. McCombs ve Shaw'ın 1972 yılındaki çalışmasından bu yana kuram, medyanın neyin önemli olduğunu değil ama neyin önemli gibi görüneceğini belirleme kapasitesini tartışmaktadır. Birinci düzey gündem belirleme, medyanın belirli konuları ne sıklıkla öne çıkardığının kamuoyunun o konuları ne ölçüde önemli gördüğüyle ilişkili olduğunu savunur. Bu ilişki çeşitli seçim kampanyaları ve kriz dönemlerinde yürütülen panel çalışmalarıyla tutarlı biçimde desteklenmiştir. Ancak bu korelasyon doğrudan bir nedensellik iddiası taşımaz; seçici maruz kalma ve yankı odası etkileri bu ilişkinin dinamiklerini karmaşıklaştırmaktadır. Gündem belirleme kuramının ikinci düzeyi, 1990'larda geliştirilmiştir. Bu düzey yalnızca hangi konuların öne çıktığını değil; bu konuların hangi özelliklerinin, nasıl çerçevelendiğinin, aktarıldığını araştırmaktadır. Konu özelliği aktarımı (attribute agenda setting) olarak adlandırılan bu süreç, medyanın bir konuyu hangi boyutlarıyla öne çıkardığının kamuoyunun o konuya ilişkin değerlendirme boyutlarıyla örtüşüp örtüşmediğini sorgular. Bu boyutuyla kuram, çerçeveleme (framing) araştırmalarıyla yakın bir temas içine girmiştir. Üçüncü düzey, ya da ağ gündem belirleme, 2010'lardan itibaren kavramsallaştırılmıştır. Bu yaklaşım, tekil konuların değil kavram ağlarının nasıl aktarıldığını ve hangi kavramların zihinsel düzeyde birlikte işlendiğini araştırmaktadır. Sosyal ağ analizi tekniklerini kullanarak medya ve kamuoyu gündemlerini kavramsal ağlar olarak modellemek, iki gündem arasındaki yapısal benzerliği test etmeye olanak tanır. Dijital medya ortamında gündem belirleme kuramının revizyona ihtiyacı meselesi de güncel bir tartışmadır. Algoritmik içerik dağıtımı, kitleselleştirilmiş içerik üretimi ve kişiselleştirilmiş haber akışı; gündem belirleme sürecini yalnızca medya kurumlarından okuyucuya doğru işleyen tek yönlü bir modelle açıklanamayacak ölçüde çoğullaştırmıştır. Kamuoyunun da medya gündemini şekillendirebildiği, ters gündem belirleme (reverse agenda setting), örnekleri belgelenmiştir. Bu karmaşık yapı, gündem belirleme kuramının hem güncelliğini koruyan hem de kökten revizyona ihtiyaç duyduğu bir teorik alan olduğunu ortaya koymaktadır.