Spektrokimyasal seri, liganları d orbital yarılma enerjisi (Δ) üzerindeki etkilerine göre zayıftan güçlüye doğru sıralayan ampirik bir referanstır. Bu sıralama, kompleks bileşiklerinin renk, manyetik moment ve reaktivite tahminleri için vazgeçilmez bir kılavuzdur. Yaygın kabul gören spektrokimyasal seri sıralaması şu şekildedir: I⁻ < Br⁻ < S²⁻ < SCN⁻ < Cl⁻ < F⁻ < OH⁻ < C₂O₄²⁻ < H₂O < NCS⁻ < py < NH₃ < en < bipy < phen < NO₂⁻ < PPh₃ < CN⁻ < CO. Listandaki pozisyon, ligandın Δ üzerindeki etkisini, yani güçlü alan mı zayıf alan ligandı mı olduğunu, belirler. Seri neden bu sıralamayı izler? Bir ligandın metal-ligand etkileşimi σ bağlama ve π etkileşim kapasitesine göre şekillenir. Saf σ donörleri, NH₃, en, py, orta düzey Δ değerleri üretir. Zayıf alan halogenit liganları, I⁻, Br⁻, Cl⁻, F⁻, π donörü özelliği nedeniyle t_{2g} orbitallerini destabilize eder ve Δ'yı düşürür. Güçlü alan liganları CN⁻ ve CO ise hem σ donörü hem de π asiddir: π* orbitalleri sayesinde metalden elektron kabul ederek (backbonding) t_{2g} orbitallerini destabilize etmez; aksine metali stabilize ederek efektif Δ'yı büyütür. Spektrokimyasal seri, absorpsiyon spektroskopisiyle deneysel olarak doğrulanmıştır. Bir d-d geçişindeki absorpsiyon maksimumu enerjisi, Δ büyüklüğüne karşılık gelir. Örneğin [Cr(H₂O)₆]³⁺ mor-mavi renkte görünürken [Cr(CN)₆]³⁻ sarı renkte görünür; bu fark doğrudan Δ büyüklüğündeki farklılıktan kaynaklanır ve spektrokimyasal seri tahminleriyle uyumludur. Metal iyonunun da etkisi göz ardı edilemez. Aynı ligand için metal iyonunun yükü arttıkça Δ büyür; aynı yük için 5d metallerindeki Δ değerleri 3d metallerinkinden belirgin biçimde yüksektir, d orbitallerinin uzamsal kapsamındaki artış nedeniyle. Bu durum, ikinci ve üçüncü sıra geçiş metallerinin komplekslerinin genellikle düşük spinli olmasını açıklar. Spektrokimyasal serinin metal bağımlılığı, seriyi bir ligand-metal çifti özelliği olarak değerlendirmeyi gerektirir.