RPG bitirme hissini anlatmak zor; özellikle yüz saatin üzerinde vakit geçirdiğiniz bir oyunu kapattığınızda içinizde oluşan o tuhaf boşluğu. Ben ilk yaşadığımda ne olduğunu anlayamadım. Aylar sürdü o oyun. Sabahın üçünde kredi yazıları ekranda akıyor, ben koltukta oturuyorum ve... hiçbir şey hissetmiyorum. Aslında hissediyorum da ama ne olduğunu tarif edemiyorum. Sonradan öğrendim ki bu hissin bir adı var: post-game depression. Oyun topluluklarında konuşulan gerçek bir psikolojik durum. RPG bitirme hissi bu yüzden sıradan bir "bitti, bir dahaki oyuna" geçişi değil. Aylarca o dünyanın kurallarıyla yaşadınız. Karakterlerin kaderini etkilediniz, seçimler yaptınız, kayıplar yaşadınız. Sonra bir anda o dünya kapandı. Bu duyguyu ilk kez yaşadığımda kendimi sorguladım: Bir oyun için bu kadar hissetmek normal mi? Cevabım şimdi kesin: Evet. Bir hikayeye bu kadar dalmak, onunla bu kadar vakit geçirmek, ardından ayrılmak yas sürecine benziyor. Pratik olarak ne yaptım? O oyunun müziğini birkaç gün daha dinledim. Forumları okudum, başkalarının deneyimlerini takip ettim. Hemen yeni bir oyuna geçmedim; geçmek istemedim. Birkaç hafta sonra yavaşça başka bir şeye yöneldim. RPG bitirme hissinden öğrendiğim şey: İyi bir hikaye sizi gerçekten etkiler, dijital ya da kağıt olduğundan bağımsız. Bu boşluğu hissetmek, o oyunun değer taşıdığının kanıtı. Kapatıp unutmak zorunda değilsiniz.