Nefes egzersizleri önerisini ilk duyduğumda içimden güldüm. "Nefes al, iyileşeceksin", bu kadar basit bir şeyin işe yarayacağına inanmıyordum. Bir arkadaşım önerdi, somut bir teknik anlattı. Dört sayı içeri, yedi sayı tut, sekiz sayı dışarı. Denedim, tuhaf hissettim. Birkaç kez yaptım, kafam döndü. Bıraktım. Aylarca sonra aynı teknikle yeniden karşılaştım, bu sefer farklı bir bağlamda. Nefes tutma süresindeki vagusu uyarma etkisi anlatılıyordu. Bilimsel bir çerçeve içinde gördüğümde daha az tuhaf geldi. Nefes egzersizlerine bu sefer daha sabırlı yaklaştım. Günde bir kez, uyumadan önce. Beş dakika. Sonuçlar birinci günde gelmedi. İkinci haftada fark ettim: uyku daha kolay geliyor. Daha sonra iş yerinde gergin anlarda da denedim. Toplantı öncesi, teslim tarihi baskısında. Beş derin nefes, sadece bunu. Beyin gerçekten yavaşlıyordu. Her seferinde değil ama çoğu zaman. Nefes egzersizlerinin bende en çok tuttuğu an şu: sinirleneceğimi hissettiğim anlarda. Birisi beni kızdırdığında derin nefes almanın söylenmesi kadar basit bir formül. Ama pratikte bunu yapabilmek, anlık bir duraklamayı mümkün kılıyor. Bu küçük araç, pahalı bir terapi ya da büyük bir değişim planı gerektirmiyor. Sadece biraz dikkat ve düzenlilik. Ben en zor koşullarda bile bunu yanımda taşıyabiliyorum.