İş hayatı gardırobu oluşturmak zorunda kaldığımda, elindekiler hiç işe yaramıyordu. Üniversiteden çıkıp ofise girince fark ettim: kot pantolon ve grafik baskılı tişörtle toplantıya giremiyorum. Ama nasıl giyineceğimi de bilmiyordum. İş hayatı gardırobunun temeli neydi? Bunu önce sektörü gözlemleyerek öğrendim. Herkes nasıl giyiniyordu? Üst yönetim ne giyiyor, giriş seviyesindekiler ne? Sektörden sektöre değişiyor; finans çok daha formel, teknoloji çok daha rahat. Çalıştığım ortam orta düzeydeydi. İlk yatırımlarım temel parçalara oldu. İki adet düz renkli blazer, üç pantolon, beş gömlek. İş hayatı gardırobu için bu çekirdek çok işe yaradı. Her sabah kombinasyon yapmak kolaylaştı; birbirleriyle giden parçalar oldukça, enerji harcamıyorsunuz. Bir yanlışım, aceleyle almaktı. İlk hafta her şeyi tek seferde almaya çalıştım. Bazı parçalar uyumsuz çıktı ya da ofis kültürüne uymadı. İş hayatı gardırobunu zamanla, gözlemleyerek kurmak daha sağlıklı. Bir de konfor meselesini geç öğrendim. Güzel görünen ama rahat olmayan bir kıyafetle sekiz saat geçirmek verimlilik katili. İş hayatı gardırobu hem doğru görünmeli hem de sizi özgür bırakmalı. Üç yıl sonra o çekirdek hâlâ duruyor. Üzerine eklendi, bazı parçalar çıktı. Ama başlangıçta doğru alınan kararlar hâlâ gardırobumun omurgası.